Özel Hukuk

Tanıma ve Tenfiz

Tanıma ve tenfiz nedir?

Devletler, egemenliklerini yasama, yürütme ve yargı  organları vasıtasıyla kullanmaktadır. Bu organlar görevlerini yerine getirirken, devletin egemenliği adına hareket etmektedirler. Bu sebepten ötürü hiçbir devlet, başka devlet organlarının kendi organlarının faaliyetine karışmasına müsamaha göstermemektedir. Egemenlik hususunda ki bu tutumun sonucunda, mahkeme kararlarının etki alanları, verildiği devlet ile sınırlı kalmaktadır. Buna karşılık kimi zaman, verilen mahkeme kararlarının sonuçlarının, kararın verildiği ülkeden farklı bir ülkede doğması söz konusu olmaktadır. Bu kapsamda devletler, yabancı mahkeme kararlarının kendi ülkesinde doğuracakları sonuçları, usul ve esasları kendi iç hukuku ve taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler aracılığı ile düzenlemektedir.

Tanıma ve tenfiz kavramları esasen, yabancı mahkemece verilen kararların, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ’nde ki görüntüsünün ne olacağı hususundan ortaya çıkmaktadır. Tanıma ve tenfiz kavramlarının söz konusu olabilmesi için öncelikle yabancı mahkemece bir uyuşmazlık hususunda verilmiş bir hüküm mevcut olmalıdır. Mevcut bu hükmün Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘nde sonuç doğurabilmesi için niteliğine göre, hükmün Türkiye Cumhuriyeti Devleti Mahkemelerince tanınması yahut tenfizi gerekmektedir.

Tanıma ve tenfiz, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ’un (MÖHUK) ikinci bölümünde Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararlarının Tenfizi ve Tanınması başlığı altında, 50 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘nin taraf olduğu birçok milletlerarası anlaşmada, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin düzenlemeler mevcuttur.

tanima-tenfiz-nedir

GENEL OLARAK

Tanıma; verilmiş bir yabancı mahkeme kararının sahip olduğu kesin hüküm kuvvetinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘nde kabulünü ifade etmektedir.

İcra edilebilecek türden hükümlerin yer almadığı yabancı mahkeme kararının ortaya koyduğu adli gerçeğin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘nde sonuç doğurabilmesi için, Türk Mahkemelerince ‘’tanıma’’ kararı verilmesi gerekmektedir.

Tenfiz; verilmiş icra kabiliyetine sahip mahkeme kararının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘nde kabulünü ifade etmektedir.

Yabancı mahkemece verilmiş olan karar, bir şeyin verilmesine, yapılmasına yahut yapılmamasına ilişkin bir eda kararı niteliğinde olduğu hallerde, yabancı mahkemece verilmiş ve kesinleşmiş adli hakikatin tanınması davacının tatmini bakımından yeterli olamayabilir. Nitekim eda davaları kesin hüküm kuvveti taşımasının yanında icra kabiliyeti de taşımaktadır. Bu tür kararların davacının hukuki açıdan tatmini için devletin yetkili organlarınca icra edilmesi, yani davalının muayyen şekilde hareket etmesinin sağlanması gerekmektedir. Bu sebeple yabancı mahkemece verilen eda niteliğinde kararlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘nde tenfize konu teşkil etmektedir.

tenfiz, tanıma

TANIMA VE TENFİZ ŞARTLARI

Yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemelerince tanınması yahut tenfizi için, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ’un (MÖHUK) 50, 54 ve 58 inci maddeleri uyarınca bir takım şartların mevcudiyeti gereklidir.

Ön Koşullar

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ’un (MÖHUK) 50 inci maddesi hükmü ve 58 inci maddesinin atfı ile, Türk Mahkemelerince tanıma ve tenfiz kararı verilmesi için, üç ön koşul sağlanmış olmalıdır. Bunlar;

  • Yabancı mahkeme tarafından verilmiş bir kararın bulunması,
  • Kararın hukuk davalarına ilişkin olması,
  • Verilen kararın, verildiği devlet hukuku uyarınca kesinleşmiş olmasıdır.

Esas Koşullar

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ’un (MÖHUK) 54 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin atfı ile, Türk Mahkemelerince tanıma kararı verilmesi üç, tenfiz kararı verilmesi ise dört temel koşulun gerçekleşmiş olması şartına bağlıdır. Bunlar;

  • Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. ( Bu şart Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ’un (MÖHUK) madde 58, 1 uyarınca tanıma kararlarında aranmamaktadır. )
  • İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.
  • Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.
  • O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olmasıdır.

Tanıma ve Tenfize Engel Sebepler

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ’un (MÖHUK) madde 55, 2 hükmünde, yukarıda ki şartları taşıyan yabancı mahkeme kararlarının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ‘nde tanınması yahut tenfizini engelleyen iki husus öngörülmüştür. Bunlar;

  • Yabancı mahkeme kararının, kısmen yahut tamamen yerine getirilmiş olması,
  • Yabancı mahkeme kararının yerine getirilmesine engel bir sebebin ortaya çıkmasıdır.
tenfiz davası usul

TANIMA VE TENFİZ DAVALARINDA USUL

Milletlerarası usul hukukunun yerleşmiş prensiplerince, usuli hususlarda hakimin hukuku (lex fori) uygulanmaktadır. Bu sebeple Türk mahkemelerinde açılan tanıma yahut tenfiz davalarında uygulanacak usul, ilgili hususta düzenlemenin yer aldığı bir milletlerarası anlaşmanın olmaması halinde Türk hukukuna tabi olacaktır. Tanıma ve tenfiz usulüne ilişkin bazı hususlar Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ‘da (MÖHUK) doğrudan düzenlenmişken, burada düzenlenmeyen hususlar Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine tabidir.

Görevli Mahkeme

Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ‘un (MÖHUK) 51 inci maddesi ilk fıkrası uyarınca ‘’asliye mahkemeleri’’ dir.

Buna karşın 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ‘un 4 üncü maddesi hükmünce, tanınması yahut tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının aile hukukuna ilişkin olması halinde, görevli mahkeme ‘’aile mahkemeleri’’ dir.

Yetkili Mahkeme

Tanıma ve tenfiz davalarında, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ‘un (MÖHUK) 51 inci maddesi ikinci fıkrası hükmünce aşamalı bir yetkilendirme söz konusudur. Maddeye göre yetkili mahkeme sırasıyla;

  • Kendisine karşı tenfiz istenen tarafın (davalı) Türkiye ‘deki yerleşim yeri mahkemesi,
  • Yoksa, Türkiye ‘de sakin olduğu mahal mahkemesi,
  • Yoksa, Ankara, İstanbul, İzmir Mahkemeleridir.

Dilekçe

Tanıma  veya  tenfiz  davasında  dava  dilekçesinde  bulunması gereken  unsurlar  , Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun‘un (MÖHUK) 52.  maddesinde  düzenlenmiştir.  İlgili maddeye göre tanıma veya tenfiz talebi ancak dilekçe ile yapılabilecektir ve dilekçeye karşı taraf sayısı kadar örnek eklenmelidir. Dilekçede temel olarak bulunması gereken unsurlar şunlardır:

  • Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri.
  • Tenfiz   konusu    hükmün    hangi    devlet    mahkemesinden verilmiş  olduğu  ve  mahkemenin  adı  ile  ilâmın  tarih  ve numarası ve hükmün özeti.
  • Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu.

Kanun metninde yalnızca tenfiz kelimesi kullanılmış olsa da, söz konusu madde tanıma taleplerinde de uygulanacaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz dava dilekçesinde bulanacak unsurlara ek olarak dava dilekçesine bazı belgeler eklenmelidir. Bunlar  , Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ‘un (MÖHUK) 53. Maddesi uyarınca:

  • Yabancı  kararın,  verildiği  ülke  makamlarınca  usulen onanmış  aslı  veya  ilamı  veren  yargı  organı tarafından onanmış örneği ile onanmış tercümesi,
  • Kararın  kesinleştiğini  gösteren  ve  verildiği  ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmiş olması gerekir.

Karar

Tanıma ve tenfiz davalarına bakan mahkemelerin verebilecekleri kararlar, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ‘un (MÖHUK) 56 ıncı maddesi ile sınırlandırılmıştır. Maddeye göre mahkeme, talep hakkında;

  • Tanıma yahut tenfizin kabulü,
  • Tanıma yahut tenfizin reddi,
  • Tanıma yahut tenfizin kısmen kabulü kararı verebilecektir.

Tanıma talebinin kabulü halinde kararın, kesin hüküm ve kesin delil etkisi doğacaktır.

Tenfiz talebinin kabulü halinde ise kararın, kesin hüküm ve kesin delil etkisinin yanında icra edilebilirlik etkisi doğacaktır.

Kaynak
Milletlerarası Özel Hukuk | Prof. Dr. Cemal ŞANLI
Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makeleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dikkatinizi Çekebilir!

Close
Close
Close