Özel Hukuk

Hırsızlıkta Site Yönetimi ve Güvenlik Firmasının Sorumluluğu

Hırsızlık vakıalarında meydana gelen zarardan site yönetimi ve güvenlik firmasının hukuki sorumluluğu

Günümüzde, gelişen emlak sektörünün doğal bir sonucu olarak, gayrimenkul kapsamında apartman eğilimi terk edilerek site ve rezidans eğiliminin mevcudiyeti görülmektedir. Söz konusu sitelerde güvenlik hizmeti, kimi zaman site yönetiminin belirlediği çalışanlar tarafından sunulurken kimi zaman ilgili yönetimin iradesi ile güvenlik firmaları aracılığı ile sunulmaktadır. Bu yazımda site dahilinde ki gerek konutta gerek işyerinde hırsızlık vakıaları sonucunda; güvenlik personeli, güvenlik firması ve site yönetimlerinin sorumluluklarını kaleme alacağım.

4077 sayılı Tüketici Korunması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde tüketici ve tüketici işlemi kavramlarının tanımı yapılmaktadır.

Madde 3
k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,…

Bu kapsamda tüketici,  bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek  ya da tüzel kişiyi ifade etmektedir. Somut olaylarda, konutunun korunması gayesi ile güvenlik firma yahut personellerinden ”güvenlik hizmeti” alan birey tüketici statüsündedir.

Akabinde aynı maddenin ”ı” bendine baktığımızda sağlayıcının tanımı yapılmaktadır.

Madde 3
ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,…

Somut olaylarda mülk sahibi yahut kiracının, ”güvenlik hizmeti” almak amacıyla aidat içerisinde yahut ayrıca ödeme yaptıkları kişiler sağlayıcı statüsündedir.

İlgili varsayıma bu açıdan baktığımızda, sunulan söz konusu ”güvenlik hizmeti” kapsamında, sağlayıcının, akdedilen ilgili sözleşmeye uygun hareket edip etmediği öncelikle incelenmesi gerekilen husustur. Bu kapsamda sağlayıcı statüsündeki personel yahut güvenlik şirketi gerekli önlemleri almamış ise ayıplı hizmet ifası söz konusu olacaktır. 4077 sayılı Tüketici Korunması Hakkında Kanunun 13. maddesinde ayıplı hizmet ifası tanımlanmıştır.

MADDE 13:
(1) Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir.
(2) Hizmet sağlayıcısı tarafından bildirilen, internet portalında veya reklam ve ilanlarında yer alan özellikleri taşımayan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler ayıplıdır.

Devamı hükümlerde tazminat hakkı kapsamında Borçlar Kanununa atıf yapılmıştır. Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve Yönetmelik uyarınca Özel Güvenlik Görevlilerin temel görevi, görev alanında suç işlenmesini engelleyecek tedbirleri hukuka uygun usullerle almak ve suç işlenmesi durumunda kendine tanınan yetkiler çerçevesinde olaya müdahale etmek ve süratle genel kolluk kuvvetini suç mahaline davet etmektir. Bu kapsamda özetle görev alanında tüketicinin can ve mal güvenliğini sağlama görevini ifa eden güvenlik görevlileri, hizmet sunduğu esnada suçun işlenmesi durumunda yükümlülüklerini yerine getirmemiş ise doğan zararlardan 4077 sayılı kanunun 13. maddesinin atfı ile genel hükümler uyarınca sorumlu olacaktır.

Güvenlik hizmeti sağlayıcısının yanında mağdurun, tazminat istemini site yönetiminden talep edebilmesi de mümkündür. 4857 sayılı İş Kanunu tanımlar başlıklı madde 2. maddesini incelediğimizde;

Madde 2:
Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.
.
.
Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren – alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur

ibareleri yer almaktadır.

Bu kapsamda varsayımımızda site yönetimi, alt işveren olan güvenlik firmasının ve ve alt işverenin işçilerinin yani güvenlik personellerinin işvereni statüsündedir. Bu kapsamda Borçlar Kanunu madde 66 incelediğimizde ise;

MADDE 66:
Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.
Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.

Site yönetiminin, çalışanın işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zarardan sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda ilgili site yönetiminin de doğan zararlardan kusursuz sorumluluğu söz konusu olacaktır.

Sonuç olarak, güvenlik hizmeti sunan, site ve site benzeri toplu konutlarda, hırsızlık mağduru olan konut yahut işyeri sahibi veya kiracısı, mağduriyetinden doğan maddi ve manevi zararlarını, ilgili güvenlik firmaları ve site yönetimlerinden talep edebileceklerdir. Bu yönde bir mağduriyetinizin olması halinde, vakit kaybetmeksizin bir avukattan hukuki yardım almanız, süreç açısından lehinize olacaktır.

T.C. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi
Esas No:2012/5942
Karar No:2013/168
K. Tarihi:17.1.2013
MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/06/2010
NUMARASI : 2009/105-2010/193
DAVACI : M.B.
DAVALILAR : 1-S.S. A.K.S.S.Y.K
2- A.P.Ö.G.K.H Ltd. Şti.
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR: Davacı vekili, müvekkilinin Antalya A. Sanayi Sitesi’nde işyeri olduğunu, 02.03.2009 sabahı işyerine gittiğinde mesleki faaliyette kullandığı makinelerin çalındığını gördüğünü, makinelerinin toplam değerinin 5.245,00 TL olduğunu, davalı güvenlik şirketinin müvekkilinin bulunduğu sitenin güvenliğinden sorumlu olduğunu, güvenlik şirketi ile diğer davalı kooperatifin sitenin güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi konusunda sözleşme imzaladıklarını, davalıların görevlerini layıkı ile yapmamaları ve sorumlu bölgenin güvenlik ve koruma hizmetlerini savsaklamaları sonucu müvekkilinin işyerinin soyulup zarara uğradığını, çalınan makineler nedeniyle mesleki faaliyetini devam ettiremediğinden şimdilik yoksun kaldığı 3.000,00 TL ile olay nedeniyle yaşanan ağır elem ve acı nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak üzere toplam 18.245,00 TL maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı güvenlik şirketi vekili, davanın haksız olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Davalı kooperatif vekili, davanın taraflarına yöneltilmesinin mesnetsiz ve hukuk dışı olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; kooperatif anasözleşmesinde sanayi sitesinde bulunan işyerlerinden çalınan malzemelerin davalı kooperatifçe karşılanacağına ilişkin hüküm bulunmadığı, davalılar arasındaki sözleşmede de sanayi sitesindeki işyerlerinden çalınan malzemelerin bedelinin mutlak surette tazmin edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığı, bu durumda ancak sözleşme hükümlerine uyulmaması halinde davalı güvenlik şirketinden çalınan malların bedelini talep etmenin mümkün olacağı, dinlenen tanık beyanları ile davalı güvenlik şirketinin sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, şirketin 22:00-07:00 arasında güvenlik hizmeti verdiği, çalınan malların bu saatler içerisinde çalındığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacıya ait işyerinde meydana gelen hırsızlık sebebiyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir. Mahkemece, davacı tarafça hırsızlığın olay günü 08:00 sıralarında karakola bildirilmesine rağmen malların davalı güvenlik şirketinin hizmet verdiği 22:00-07:00 saatleri arasında çalındığının kanıtlanamadığı, davalı kooperatifin anasözleşmesinde de sanayi sitesindeki işyerlerinden çalınan malzemelerin bedelinin mutlak surette tazmin edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece öncelikle takipsizlik kararı verilen olaya ilişkin soruşturma dosyası da celbedilerek, çalındığı ileri sürülen makine ve aletlerin nitelikleri, hırsızlık yapılan yerin olay tarihi ve saati itibariyle çevresel koşulları da dikkate alınarak 07:00-08:00 saatleri arasında çalınmalarının bu koşullara ve hayatın olağan akışına göre mümkün olup olmadığı gerektiğinde mahallinde keşif ve inceleme yapılarak hırsızlık olayının yaklaşık hangi saatte gerçekleşmiş olabileceği belirlendikten sonra davalı kooperatifin güvenlik hizmetine yönelik aidat topladığı da dikkate alındığında anasözleşmesinde hüküm bulunmamasının sorumluluğunu kaldırmayacağı da gözetilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 17.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makeleler

3 Yorum

  1. Evet, okuduğum bir haber neticesinde bu meseleyi araştırma gereği duydum. Bilgilendirici bir yazı olmuş. İyi çalışmalar.

  2. Elinize sağlık, başarılı bir makale olmuş. Sanırım bu süreçte bir avukat ile çalışmak en makul yol olacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dikkatinizi Çekebilir!

Close
Close
Close