Özel Hukuk

Evlilik Dışında Doğan Çocuğun Mirasçılığı

Evlilik Dışında Doğan Çocuğun Miras Hakkı

Evlilik birliği dışında doğan çocuğu, Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenerek koruma altına alınan mirasçılık hakkından mahrum bırakmamak amacıyla çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.
Evlilik dışında doğan çocuğun mirasçılığını (miras hakkını), ana ve baba yönünden olmak üzere iki yönlü olarak inceleyeceğiz.

Evlilik Dışında Doğan Çocuğun Ana Yönünden Mirasçılığı

Yürürlükte olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 282. Maddesi uyarınca; “Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur”. Yani çocuk ister evlilik birliği içinde doğmuş olsun ister evlilik dışında, doğumla birlikte anasına ve anasının hısımlarına hısım olur ve aynı zamanda mirasçı olur.

Evlilik Dışında Doğan Çocuğun Baba Yönünden Mirasçılığı

Yürürlükte olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 282. Maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; “Evlilik birliği içinde doğan çocuklar doğumla birlikte babalarına ( tıpkı analarında olduğu gibi ) soybağı ile bağlanırlar”. Yani evlilik birliği içinde çocuklar doğumla birlikte babalarına soybağı ile bağlandıklarından, doğumla birlikte babalarına mirasçı olurlar. Ancak evlilik birliği dışında doğmuşlarsa babaları ile aralarında henüz soybağı yoktur. Bu nedenle de babalarına mirasçı olabilmeleri çeşitli durumların gerçekleşmesi halinde söz konusu olacaktır. Bu durumlar aşağıda detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Ancak bunlara geçmeden önce bu konu ilgili (evlilik dışı doğan çocuğun baba yönünden mirasçılığı) kanunda ne gibi değişiklikler yaşandığını bilmemizde fayda vardır. Bunun içinde eski kanun ve yeni kanun kıyaslaması şeklinde anlatımımızı gerçekleştireceğiz.

Eski Medeni Kanunu’nun 443.maddesinin birinci fıkrası; evlilik dışında doğan çocuğun babasına mirasçı olabilmesini, babası ile arasında sahih olmayan nesep bağının kurulmuş olmasına bağlamıştı. Yani çocuk ancak babası tarafından tanınmış yada kişisel sonuçlu babalık hükmü ile babasına bağlanmışsa babasına mirasçı olabiliyordu. Bu yollardan biri ile babası ile arasında sahih olmayan nesep bağı kurulmayan yada kurulamayan çocuklar, maddi sonuçlu babalık davası ile babaları tespit edilmiş olsa bile, babalarına ve baba yönünden hısımlarına mirasçı olamıyorlardı.
Anayasa Mahkemesinin 11.9.1987 tarih ve E. 1987/1, K. 1987/18 sayılı kararı ile, eski Medeni Kanunu’nun 443. maddesinin birinci fıkrası Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin eski Medeni Kanunu’nun 443. Maddesinin birinci fıkrasını iptal eden kararı şöyledir;” ….Anayasa’nın 10. maddesinde herkesin yasa önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı öngörülmesine karşın, Medeni Kanunun 443 maddesinin iptali istenen hükümlerinde nesebi sahih olmayan çocukların baba cihetinden mirasçı olabilmeleri için, babalarının kendilerini tanımış olması veya mahkemece babalığa hüküm verilmiş bulunması koşuluna yer verilmesi, Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır. Çünkü, baba yönünden nesebi sahih olan çocuk miras hakkını tam olarak alabilecek iken, nesebi sahih olmayan çocuk, babası tarafından tanınmamış veya süresinde babalık davası açılmadığı için babalığa mahkemece hüküm verilmemiş ise, kendisine yüklenebilecek bir kusuru olmadığı halde, babasının mirasından pay alamayacaktır.” Yani Anayasa Mahkemesi, babaları ( maddi sonuçlu babalık davası ile) tespit edilmiş, fakat babalarına ( tanınmadıkları yada açılan dava kişisel sonuçlu olmadığı için ) sahih olmayan nesep bağı ile bağlanmamış çocukların mirasçı olmamalarını Anayasa’ya aykırı bularak Eski Medeni Kanunu’nun 443. maddesinin birinci fıkrasını 1987 yılında iptal etmiştir.
Ayrıca eski Medeni Kanunu’nun 443. maddesinin ikinci fıkrası; sahih nesepli çocuklarla gayri sahih nesepli çocukların baba tarafından birlikte mirasçı olmaları hâlinde ise farklı oranlarda mirasçı olmalarını düzenliyordu. Yani sahih olmayan nesep bağı kurulmuş olsa bile, sahih olmayan nesepli çocuk, babasının sahih nesepli çocukları ile birlikte mirasçı olduğu zaman, mirastan, sahih nesepli olanlara oranla yarım pay alıyordu.  
Anayasa Mahkemesinin 11.9.1987 tarih ve E. 1987/1, K. 1987/18 sayılı kararı ile , sahih nesepli çocuklarla gayri sahih nesepli çocukların baba tarafından birlikte mirasçı olmaları hâlinde farklı oranlarda mirasçı olmalarını düzenleyen Medenî Kanunun 443 üncü maddesinin ikinci fıkrası Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin eski Medeni Kanunu’nun 443. Maddesinin ikinci fıkrasını iptal eden kararı şöyledir; “……..Medeni Kanunun itiraza konu 443. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, nesebi sahih olmayan çocuklar veya onlara füruu (altsoyu), babalarının nesebi sahih olan çocukları ile birlikte bulunurlarsa, miras konusunda nesebi sahih olan bir çocuğa veya bunun füruuna isabet edebilecek miktarın yarısını alırlar. Buna göre mirasın ikili birli paylaşımı kuralı ile de kamu yararı amacından ziyade evlilik içinde doğan çocuklara bir üstünlük sağlama amacına yöneldiği ortadadır. Bunun evlilik içinde doğan çocuklara daha fazla değer verilmesinin sonucu olduğu ve evlenme kurumunun üstün tutulması ilkesinden meydana geldiği ileri sürülebilir ise de, bu nedenler ayırımı yaratılmasına dayanak olamaz. Gerçekten bu farklı uygulamanın evlilik dışı birleşmeleri önlemediği de Medeni Kanunun kabulünden bu yana çıkarılan nesebin idari yoldan düzeltilmesini sağlayan af kanunları ve evlenme akdine dayanmayan birleşmelerin sayısından anlaşılmaktadır.Bu suretle itiraz konusu kuralın evlilik dışında doğan çocukların miras haklarında ayırma ve kısıntıya neden olduğu ortaya çıktığından açıklanan nedenlerle anılan hüküm Anayasanın 35. maddesine aykırı düşmektedir.” Anayasa Mahkemesi Eski Medeni Kanunu’nun 443.maddesinin ikinci fıkrasını, evlilik içinde doğan çocuğun mirastan daha çok pay almasının evlilik dışında doğan çocuktan üstün olacağı anlamına gelmesi nedeniyle kanun önünde eşitlik prensibine ve Anayasa’nın 35. maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile iptal etmiştir. Sahih nesepli olmayan çocukların sahih nesepli çocuklarla eşit oranda pay alması gerektiği sonucuna varmıştır.

01.01.2002 tarihinde Yürürlüğe giren ve hâlâ Yürürlükte olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 498. maddesi ile evlilik dışında doğan çocuğun mirasçılık hakkı korunmaya çalışmıştır. Yeni Türk Medeni Kanunu, yukarıda açıkladığımız eski Türk Medeni Kanunu ile kıyaslandığında, evlilik dışında doğan çocukların mirasçılık hakkını daha iyi koruduğu açıktır.

Türk Medeni Kanunu’nun 498. Maddesi uyarınca; “Evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hakim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.” Madde metninden de anlaşılacağı üzere; evlilik dışında doğan çocuğun baba yönünden mirasçılığı, soybağının kurulmuş olma şartına bağlanmıştır. Baba ile çocuk arasında ki soybağının kurulması ise üç şekilde mümkündür. Bunlar Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesinde ve 498. maddesinde sayılmıştır. Buna göre soybağı;

  • Ana ile babanın sonradan evlenmesi,
  • Hakim hükmüyle (Babalık davası)
  • Çocuğun babası tarafından tanınması ( Tanıma davası) ile kurulur.

Ancak evlilik dışı dünyaya gelmiş çocuğun tanınması, şayet arada başka bir erkekle soybağı yoksa mümkün olmaktadır. Çocuk ile farklı bir erkek arasında soybağı kurulmuş ise (annenin çoğun babası dışında başka bir adamla evlenmesi) ortada hukuki olarak geçerli bir soybağı olacağı için biyolojik baba (çocuğun gerçek babası) ile soybağı kurulması için mevcut soybağının iptal edilmesi gerekecektir.

Kısaca, evlilik birliği dışında doğmuş çocuk ile baba arasında soybağı kurulmuş ise , çocuk baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olur. Yani evlilik birliği dışında doğan çocuk, evlilik birliği içinde doğan çocuk ile aynı payda (oranda) mirasçı olurlar.

SONUÇ

Evlilik dışı doğan çocuklar, doğumla birlikte doğrudan anasına ve anasının hısımlarına mirasçı olur. Ancak baba yönünden ise durum biraz farklıdır. Kanun evlilik dışında doğan çocuğun babasına mirasçı olabilmesi için babası ile soybağının kurulmuş olma şartını aramaktadır. Baba ile soy bağı kurulmaz ise çocuk babasının mirasından hak talep edemeyecektir yani babasına mirasçı olamayacaktır. Soybağı ise Türk Medeni Kanunu’nın 282. maddesinde ve 498. maddesinde sayılan üç halden birinin gerçekleşmesiyle kurulacaktır. Bunlar; Ana ile babasının sonradan evlenmesi, babalık davası sonucunda babalığa karar verilmesi veya babası tarafından çocuğun tanınmasıdır (Tanıma davası).

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makeleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı