Özel Hukuk

Evlat Edinme

Evlat Edinme Müessesesi

Evlat edinme müessesesi, Türk Hukukuna ilk olarak, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile girmiştir. Bu müessese, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile yeniden düzenlenmiştir. Buna göre evlat edinme, doktrinde, belirli şartlarlar ve usul içinde gerçekleştirilebilen ve evlat edinen ile evlatlık arasındaki soy bağı (nesep) ilişkisini tesis eden, meydana gelmesi kamu gücünün müdahalesine bağlı olan, bir Medeni Hukuk işlemi olarak tanımlanmaktadır.
Madde 315
(1) Evlât edinme kararı, evlât edinenin oturma yeri; birlikte evlât edinmede eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilir. Mahkeme kararıyla birlikte evlâtlık ilişkisi kurulmuş olur.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin aksine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (315. madde) ile, evlat edinmenin hakim kararına bağlı kılınmış olması sebebiyle, kurulan bu soy bağına mahkeme kararıyla (yargı yoluyla) kurulan soy bağı denilmektedir.
Evlat edinme kararı sonucunda, evlatlık ve onun alt soyu ile evlat edinen arasında soy bağı ilişkisi kurulmaktadır. Daha önce var olmayan bir hukuki ilişki, mahkeme kararının verilmesiyle hukuk sahasına çıkmaktadır. Bu yönüyle yetkili mahkemenin gerekli araştırma ve incelemeyi tamamladıktan sonra, tarafların talebini uygun gördüğünde vereceği karar, “kurucu yenilik doğuran (inşai) karar”dır.

Evlat Edinme Şartları

Türk Medeni Yasası, evlat edinme müessesesinin düzenlenmesinde, evlat edinilecek olanın küçük yahut ergin – kısıtlı olmasına göre ayrım yapmıştır. Bu açıdan evlat edinmenin şartlarını “küçüklerin evlat edinilmesi” ve “ergin yahut kısıtlıların evlat edinilmesi” başlıkları altında incelemekte yarar görmekteyim.

Bununla birlikte başlıklara geçmeden önce, her iki varsayımda da geçerliliğini koruyacak olan mahkeme şartının (inşai şart) ve nüfusa tescil şartının (bildirim şartı) mevcudiyetini belirtmeliyim. Bu açıdan ilgili diğer hususların mevcudiyeti halinde TMK 315. maddesi ilk fıkrasınca, evlatlık ilişkisi ancak mahkeme kararıyla kurulabileceği ve TMK 314. maddesi dördüncü fıkrasınca, kesinleşmiş mahkeme kararının kütüğe işleneceği hüküm altına alınmıştır.

Küçüklerin Evlat Edinilmesi Şartları

Küçüklerin evlat edinilmesi Türk Medeni Yasası, uluslararası sözleşmeler ve sair mevzuat hükümlerince belirli şartlara bağlanmıştır.

  Küçüğün Bakılmış ve Eğitilmiş Olması
Madde 305
Bir küçüğün evlât edinilmesi, evlât edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır.
Evlât edinmenin her hâlde küçüğün yararına bulunması ve evlât edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi de gerekir.

Yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Kanunda yer almayıp, 4721 sayılı Kanun ile hukuk sistemimize giren “Bir küçüğün evlât edinilmesi, evlât edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır.” hükmü ile kişilerin, bakımına ve eğitimine hiçbir katkısı olmadığı, bir küçüğü evlat edinmesi engellenmektedir.

Kanunda belirtilen 1 yıllık süre azami olup, bu süre içerisinde yaşananlar hakim tarafından değerlendirilmek suretiyle, küçüğe daha uzun süre bakılıp onun eğitilmesi gerekliliği öngörülebilir.
Bakma ve eğitme olgusunun evlat edinme amacına yönelik olması şarttır.
  Evlat Edinmenin Küçüğün Yararına Olması

Gerek ilgili milletlerarası sözleşmelerde, gerek 4721 sayılı Kanun ilgili hükümlerinde esas alınan ilke, evlat edinme müessesesinin küçüğün yararına olmasıdır. Bu açıdan öncelikle evlat edinenin, küçüğün fiziki güvenliğini, iyi eğitim almasını, aile düzenini sağlayabilecek olması gerekir. Tüm bu araştırmayı hakim, re’sen ve uzmanlar yardımıyla gerçekleştirir. Bu konuda hakimin, son derece geniş bir takdir yetkisi mevcuttur.

  Çocukların Yararlarının Zedelenmemesi

Evlat edinen çocuk sahibi kişi yahut eşlerin mevcut alt soyunun, bu evlat edinmeden maddi ve manevi her türlü yararlarının zedelenmemesi mümkün değildir. Bu yüzden kanun koyucu, zedelenmenin hakkaniyete aykırı olmaması kriterini getirerek, hükmün uygulama sınırlarını belirlemiştir.

Nitekim, mevcut alt soyunun eğitim, sağlık gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayan yahut iş yoğunluğu ve sair sebeplerle çocuğuna yeterli vakit ayıramayan kişi ya da eşlerin evlat edinmesi, müessesenin amacına aykırılık teşkil edecektir. Bunun dışında evlat edinme neticesinde kişi yahut eşlerin alt soyunun gelecekteki miras hisselerinin azalması kaçınılmaz bir sonuçtur. Dolayısıyla bu zedelenme ise hakkaniyete uygun niteliktedir.

  Küçüğün Rızası
Madde 308
Evlat edinilenin, evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması şarttır.
Ayırt etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça evlât edinilemez.
Vesayet altındaki küçük, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlat edinilebilir.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’ne paralel olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda, kişiye sıkı sıkıya bağlı olan, evlatlığa alınmaya razı olup olmamak hakkını ayırt etme gücü bulunan küçüğe vermiştir. Dolayısıyla, evlat edinilme hususunda Medeni Hukuk kapsamında ehliyet durumu gözetilmeksizin, ayırt etme gücüne sahip kimsenin kendi rızası şarttır.
Rızanın verilmesi hususunu ehliyet açısından incelemek gerekirse; genel erginlik yaşına (18) ulaşanlar yahut mahkemece ergin kılınanlar ile sınırlı ehliyetliler tek başına, sınırlı ehliyetsizler ise velileri yahut vesayet dairelerinin izni ile rızalarını göstereceklerdir.  
  Küçüğün Ana ve Babasının Rızası

Evlatlık ilişkisinin kurulmasını takiben, küçüğün ana ve babası ile ortak hayatı ve velayet hakkının sona ereceğinden ötürü, küçüğün ana ve babasının bu ilişkinin kurulmasında aranması kaçınılmazdır.

Madde 309
Evlat edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir.
Rıza, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilir.
Verilen rıza, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir.
Nitekim 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 309. maddesi ilk fıkrasında da bu husus açıkça düzenlenmiştir. Küçüğün ana ve babasının rızasının aranmasını sağlayan bu hüküm, Türk Medeni Kanunu 308. maddesi üçüncü fıkrasında yer alan “Vesayet altındaki küçük, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlat edinilebilir.” hükmü ile paralel olsa da farklı maddeler altında düzenlenmiştir.
Maddenin yapılan lafzi yorumunda, hüküm içerisinde kullanılan “ve” bağlacı, ana ve babanın rızalarını kümülatif (birlikte) olarak kullanması gerektiği anlamını taşımaktadır.
  Evlat Edinenin Rızası

Evlat edinme ilişkisinin tarafı olarak, evlat edinenin rızası da ilişkinin kurulmasında vazgeçilmez bir unsurdur.

  Vesayet Dairelerinin İzni
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 308/3 maddesine göre, vesayet altındaki küçük, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlat edinilebilir.
Madde metninin mefhumu muhalifi dikkate alındığında, vesayet altında bulunan küçüğün vesayet dairelerinin izni olmaksızın evlat edinilemeyeceği sonucu çıkmaktadır.
  Yaş ve Süre Şartları

Kanun koyucu toplum düzeni ve sair sebeplerle, evlat edinme işlemini çeşitli yaş ve süre şartlarına tabi kılmıştır.

  Evlatlığın Yaşı

Evlat edinmede, evlatlığın yaşının önemi yoktur. Bununla birlikte; küçük, en erken doğumundan 6 hafta sonrasında evlat edinme talebine konu olabilecektir. Nitekim Türk Medeni Yasası 310. maddesinde de açıkça bu husus düzenlenmiştir.

Madde 310
Rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemez.
Rıza, tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta için de aynı usulle geri alınabilir.
Geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir.
  Evlatlık ile Evlat Edinen Arasındaki Yaş Farkı

4721 sayılı Türk Medeni Yasası 308. maddesi uyarınca, evlat edinen ile evlatlık arasında en az 18 yaş farkı olması gerekmektedir. Kanun koyucunun bu hükmü düzenleme amacı, evlat edinme ilişkisinin kurulmasını takiben meydana gelecek yapay alt soy-üst soy ilişkisini doğal alt soy-üst soy ilişkisine benzer kılmaktır.

  Birlikte Evlat Edinmede, Eşlerin Yaşı ve Evlilik Süresi
Madde 306
Eşler, ancak birlikte evlat edinebilirler; evli olmayanlar birlikte evlat edinemezler.
Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir.
Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir.
Kanun koyucu, birlikte evlat edinme hususunda alternatif  şart öngörmüştür. Buna göre, eşler ya 5 yıldan beri evli olmalı ya da 30 yaşını doldurmuş olmalıdır. Bununla birlikte kanun koyucu, aile düzenini korumak adına eşlerin birbirlerinin çocuklarını evlat edinmesi hususunda bu şartları yumuşatmış; iki yıl evli olmasını yahut evlat edinecek eşin otuz yaşını doldurmasını yeterli görmüştür.

Erginlerin ve Kısıtlıların Evlat Edinilmesi Şartları

Mevzuatımızda, ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesi, küçüklerin evlat edinilmesinden farklı esaslara tabi tutulmuştur. Aslen bakıldığında kanun koyucunun, erginlerin evlat edinilmesini daha sıkı şartlara bağladığı görülmektedir.

Ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda çeşitli şartlara tabi tutulmuş, bunlar dışında kalan hususlar açısından, küçüklerin evlat edinilmesi hükümlerine atıfta bulunulmuştur.

Madde 313 (Değişik birinci cümle: 3/7/2005-5399/1 md.)
Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı aşağıdaki hallerde evlât edinilebilir.
1. Bedensel veya zihinsel engeli sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç ve evlât edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmekte ise,
2. Evlât edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise,
3. Diğer haklı sebepler mevcut ve evlât edinilen, en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşamakta ise.
Evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlât edinilebilir.
Bunlar dışında küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
  Evlat Edinenin Alt Soyunun Muvafakati

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile kanun koyucunun evlat edinme hususunda yaptığı köklü değişikliklerden biri de, evlat edinenin alt soyunun olmaması şartından vazgeçmesidir. Bununla birlikte bu husus, ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesi söz konusu olduğunda farklılık arz etmektedir. Nitekim 5399 sayılı Kanun ile değiştirilen 313. maddenin ilk fıkrasında yer alan (Değişik birinci cümle: 3/7/2005-5399/1 md.) Evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı aşağıdaki hallerde evlât edinilebilir.” ibareleri ile, ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesi, evlat edinenin alt soyunun açık muvafakatine tabi tutulmuştur. Bu açıdan, evlat edinenin alt soyunun evlat edinme işlemine karşı hareketsiz kalması yeterli olmayacaktır. Önemle belirtmek isterim ki evlat edinenin alt soyu ibaresi, evlat edinenin yalnızca çocuklarını değil alt soyunun tamamını (çocuk, torun, torunun çocuğu, torunun torunu…) kapsamaktadır.

  Evlat Edinilenin Özellikleri

Yine 5399 sayılı Kanun ile değiştirilen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 313. maddesi ilk fıkrasınca, bazı şartların mevcudiyeti halinde ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesine imkan tanınmıştır. Üç bent halinde sıralanan bu şartlar, alternatif ve sınırlayıcı niteliktedir. Bu şartlar;

  • Bedensel veya zihinsel engeli sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç ve evlât edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp gözetilmekte ise,
  • Evlât edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise,
  • Diğer haklı sebepler mevcut ve evlât edinilen, en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşamakta isedir.
  Eşin Rızası

4721 sayılı Türk Medeni Yasası 313. maddesi ikinci fıkrasında açıkça, evli kimselerin eşlerinin rızası ile evlat edinilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemenin amacı, her ne kadar evlat edinen ile evlat edinilenin eşi arasında hısımlık bağı kurulmasa da, evlat edinme ilişkisinin sonuçlarının bir kısmının evlat edinilenin eşine de sirayet edecek olmasıdır.

Medeni Hukukta Evlat Edinme

Evlat Edinme Usulü

Evlat edinmek için yapılması gereken işlem görevli ve yetkili mahkemede dava açmaktadır. Burada mühim olan husus yukarıda bahsettiğim şartların oluşup oluşmamasıdır. Nitekim şartların oluşması halinde evlat edinme işlemi için yalnızca hukuki prosedür kalmış olacaktır.

Evlat edinme davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Şayet davanın açılacağı yargı alanında Aile Mahkemelerinin olmaması halinde dava, Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülecektir.

Evlat edinme davalarında yetkili mahkeme ise eşlerden birinin veya evlat edinecek kişinin oturma yeri Aile Mahkemesidir.

hukuk davası nasıl açılır?

Ek bilgilendirme için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri web sitesini ziyaret ediniz.

Evlat Edinme Sonuçları

Evlat edinme ilişkisi neticesinde, gerek miras hukuku gerek aile hukuku gerek sair hukuk alanlarında çeşitli sonuçlar meydana gelmektedir. Meydana gelen bu sonuçları şahsi sonuçlar ve mali sonuçlar olmak üzere iki ana başlık altında incelemek gerekirse;

Evlat Edinmenin Şahsi Sonuçları

Evlat edinme ilişkisi, evlat edinilen ve evlat edinenin şahsi durumları üzerinde kimi değişiklikler yapmaktadır. Emredici hukuk kuralı niteliğinde olan bu hükümler, ilişkinin kurulması öncesinde yahut sonrasında akdedilecek herhangi bir sözleşme ile bertaraf edilemeyecektir.

  Evlat Edinen Açısından Şahsi Sonuçları

Aslen evlat edinme ilişkisin neticesinde doğan şahsi sonuçları, evlat edinen ve evlat edinilen açısından kesin bir ayrıma tutmak mümkün değildir. Nitekim evlat edinen yahut evlat edinilen tarafta doğan şahsi sonuçlar, diğer tarafı da etkiler nitelikte olacaktır. Bununla birlikte evlat edinen taraf açısından doğan sonuçlar, evlat edinilen taraf açısından doğan sonuçlara ek olarak velayet hakkı, bakım borcu gibi sıralanabilecektir.

  Evlat Edinilen Açısından Şahsi Sonuçları

Evlât edinme kararı ile evlât edinilen kişinin şahsî hâline ilişkin bazı yeni sonuçlar ortaya çıkar. Evlâlığın vatandaşlığı, adı-soyadı, yerleşim yeri, ana-baba adı evlenme yasağı, ve hısımlığı ile oy verme ve katılma yasağı gibi daha çok kişinin kimliğini ortaya koyan unsurlarda değişiklik meydana gelir.

Kanunkoyucu, küçüklerin evlât edinildikten sonraki hayatlarında yeni bir kimliğe kavuşarak yaşamalarını amaçlamıştır.  Bu açıdan evlât edinmenin şahsî sonuçlarına ilişkin düzenlemeler, daha çok küçüklerin evlât edinilmesinde etkisini gösterir. Erginlerin evlât edinilmesinde, özellikle evlât edinilecek olan ergin kişinin tercihleri dikkate alınır. Evlât edinenin ise, irade ortaya koyarak evlâtlığın şahsî hâli üzerinde değişiklik yapabilmesi oldukça sınırlıdır.

Evlat Edinmenin Mali Sonuçları

Evlat edinme işleminin şahsi sonuçları gibi mali sonuçları da olacaktır. Ancak önemle belirtmek isterim ki, doğan mali sonuçlar kapsamında en önemli husus, miras hukukuna ilişkin sonuçlar olacaktır.

  Miras Hukukuna İlişkin Sonuçlar

Evlat edinme ilişkisinde, kimin kime mirasçı olacağı hususunda 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medeni Yasası kapsamında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. (Mirasçılığın tek yönlü olacağı hususu korunmuştur.)

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nda yer alan düzenleme ile, evlât edinme ilişkisinin kurulmasıyla birlikte, kısıtlanamaz ve ortadan kaldırılamaz biçimde, evlâtlık ve alt soyu evlât edinene mirasçı olur. Buradaki mahfuz hisseli mirasçılık mutlaktır.

  Evlatlığın Malları Üzerinde Hak ve Yükümlülükler

Evlât edinme, her zaman yardıma muhtaç çocukların veya erginlerin korunması için getirilmiş bir müessese değildir. Evlâtlığın miras yoluyla kendisine intikâl etmiş malları olabileceği gibi, bağış yolu ile edinmiş olduğu malları da olabilir. Evlât edinme ile birlikte ana ve babaya ait olan haklar evlât edinene geçer. (TMK. m. 314/I) Bunun sonucunda 4721 sayılı Türk Medenî Kanunun 352. ve 354. maddeleri uyarınca, evlât edinen, evlâtlığın mallarını yönetme ve onlardan yararlanma hakkı ve yükümlülüğüne sahiptir.

  Nafaka Yükümlülüğü

Evlât edinme kararı ile, evlâtlık ve evlât edinen arasında altsoy-üstsoy hısımlığı kurulur.

Madde 282
Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur.
Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur.
Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur.

Bu hısımlığa bağlanan sonuçlardan biri de, yardım nafakası yükümlülüğü olarak karşımıza çıkmaktadır. Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan kan hısımlarından bazılarına, kendi imkânı ölçüsünde yardımla yükümlüdür. Yardım, yardım edilecek kişinin yaşamını sürdürmesini sağlayacak düzeyde olmalıdır.

Madde 364
Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.
Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır.
Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.

Kanunî düzenleme, yalnızca bazı kan hısımlarına karşı bu şekilde bir yükümlülük getirmiştir. Bunlar; üst soy, alt soy ve kardeşlerdir. Evlâtlık ve evlât edinen de birbirlerinin altsoyu ve üstsoyu olarak nafaka yükümlülüğü altındadırlar.

Hâkim kararı olmaksızın doğrudan nüfusa kayıt ettirilerek çocuğun soy bağının değiştirilmesi Türk Ceza Kanunun 231.Maddesi hükmü ile yaptırıma bağlanmıştır.

(1) Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, sağlık kurumundaki bir çocuğun başka bir çocukla karışmasına neden olan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

Kaynak
Çocuk HizmetleriAnkara Ü. | ArşivMedeni Hukuk Yasası Çocukların korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme Konusunda İşbirliğine Dair SözleşmeAnkara Barosu Dergisi Yeni Medenî Kanun Hükümleri Uyarınca Evlat EdinmeÇağdaş Hukukî Gelişmeler Işığında Evlât Edinme
Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makeleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dikkatinizi Çekebilir!

Close
Close
Close