Kamu HukukuKarma HukukÖzel Hukuk

Hukukun Yorumlanması

Hukuk Kurallarının Yorumlanması

Yorumlama terimi, anlam verme faaliyeti anlamını taşımaktadır. Herhangi bir olgunun anlamından bahsedebilmek, söz konusu olguyu yorumlama yoluyla mümkündür. Hukukun uygulanması, tümüyle yorumlama faaliyeti ile ilişkilidir. Nitekim uyuşmazlık konusu vakıanın aydınlatılabilmesi amacıyla bu vakıya uygun hukuk kuralı tespit edilerek, somut olaya uygun şekilde yorumlanması gerekmektedir.

Hukuk ve felsefe başlıklı yazıda da ifade edildiği üzere ”avukatlar ve hakimler, gerekçe ve anlamlar dünyasında yaşarlar. Yasaları ve içtihatları yorumlar, davranışları yönlendirmek amacıyla kurallar koyar ve akabinde belirli bir davaya nasıl aktarılacağına yoğunlaşırlar. Hakimler gerekçeli kararlar yazar, avukatlar hakimleri ikna edebilmek adına çeşitli argümanlar öne sürerler.”

Tüm bu yargılama sürecinde; mevzuatın, içtihatların ve sair hukuksal kaynakların somut olaya uygulanabilirliği, yorumlama faaliyeti neticesinde tespit olunur.

Yorum, bir hukukçu için kanunu daha iyi anlamada kullanılan bir araç olmakla beraber kanunu en iyi şekilde uygulaması için bir yol tercihidir.

  Yorum Yöntemleri

  Lafzi Yorum

  Tarihi Yorum

  Amaçsal Yorum

  Sistematik Yorum

  Yorum Araçları

  Kıyas

  Evleviyet

  Zıt Kanıt

  Yorum Türleri

Kanun hükmünü yorumlama faaliyeti türlerini, faaliyeti gerçekleştiren açısından genel olarak dört ana grup altında toplamak mümkündür. Bunlar; yargısal, yasama, idari ve bilimsel yorum türleridir.

Yargısal Yorum

Yargı mercilerinin görevi, soyut hukuk kurallarını somut olaylara uygulamaktır. Kazi tefsir olarak da adlandırılan yargısal yorum, hâkimin önüne gelen olaya hukuk kuralını uygularken yaptığı yorumdur. Kanunların yorumu denildiğinde ilk akla gelen yorum türü yargısal yorumdur. Yargısal yorumun, daha sonraki olaylarda yorumu yapan hâkimi ve başka mahkemeleri bağlayıcı yönü bulunmamaktadır.

Yüksek mahkemeler tarafından yapılan içtihadı birleştirme kararları, genel nitelikte ve diğer yargı organlarının da bağlayıcı nitelikte olduğundan, bu tür yargı yorumu diğer yargı yorumlarından nitelik olarak farklıdır.

Yasama Yorumu

Yasama yorumu, bizzat kanun koyucu tarafından yapılan yorumdur. Burada kanun koyucu, uygulamada kanun hükmünün nasıl anlaşılması gerektiğini bildirir. Yasama organı tarafından yapılan yorum da kanun gibi, bağlayıcı niteliktedir.

1924 Anayasası döneminde kanunların yorumlanması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevleri arasında sayılmakta idi. Ancak bu yol 1961 Anayasası ile kaldırılmış olup, 1982 Anayasasında da öngörülmemiştir. 

İdari Yorum

İdari makamlarca, vergi idaresince yahut idari dava dairelerince, kanunların uygulanması sırasında yapılan yoruma idari yorum denir. Bu yorumu iki türlü düşünmek mümkündür. Bunlardan ilki, genel düzenleyici işlemler sürdürülürken yapılan yorumdur. Yani daireler tarafından genel tebliğlerle yapılan yorumlar bunlara örnektir. İkinci yorum ise, kişisel işlemler sırasında yapılan yorumdur. Bu tür yorumlar ise özel ve somut nitelik taşır.  İdari yorumlar, yargı organlarını bağlamaz.

İdari yorumlar her zaman yargı denetimine tabidir.

Bilimsel Yorum

Bilimsel yorum, hukuk bilimiyle uğraşan çevreler tarafından yapılan yorumu ifade etmektedir. Bilimsel yorumun bağlayıcı niteliği olmamakla birlikte yargı kararları üzerinde dolaylı bir etkisi bulunmaktadır. Gerçekten de hukuk kavramlarının bilim adamları tarafından açıklanması, yargı kararlarına ışık tutar. Bu sebeple yargı yerleri, kararlarını alırken bilimsel çalışmalardan ve öğretiden büyük ölçüde yararlanırlar ve bilim adamlarının eserlerine atıf yaparlar.

  Yorum Yöntemleri

Kanun hükmünü yorumlama yöntemlerini genel olarak dört ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; deyimsel (lafzi), tarihsel, amaçsal ve sistematik yorum yöntemleridir.

Lafzi Yorum

Sözel, lafzi yahut deyimsel yorum olarak isimlendirilen bu yorum teorisinin temel iddiası, hukuk kurallarının metninde yer alan ifadeye sıkı sıkıya bağlı kalınması gerekliliğidir. Bu teoriye göre bir kuralın anlamını belirlerken sözcüklerin hukuk dilindeki ve gündelik dildeki anlamları, kuralın ifade ediliş tarzı, noktalama işaretleri, cümle yapısı dikkate alınır. Anlamın belirlenmesinde belirtilen hususlar dışında gerekçeler ve dayanaklar bulunması, bu görüş açısından kabul edilemez.

Hukuk güvenilirliği açısından, kanun metninin dil bilgisel açıdan anlam konusunda şüphe ve tereddüte yol açmadığı durumlarda lafzi yorumun mutlak surette uygulanması gerekir.

Tarihi Yorum

Kanun koyucu, hukuk kurallarının arkasında duran irade, atıf yapan soyut bir kavramdır. Bu iradenin değişikliğe ve kesintiye uğramadığı, tek bir varlık olarak her an hukuk kurallarının ardında durduğu kabul edilir. Tarihsel yorum teorisi, hukuk kuralının anlamlandırılmasının, kanun koyucunun kuralın meydana getirilişi sırasında ki iradesinin incelenmesi suretiyle mümkün olduğunu savunmaktadır.

Tarihsel yorum teorisinde, kuralın yapılması sırasında meclisteki süreçte komisyonlarda yapılan tartışmalar, ortaya koyulan görüşler, hazırlanan raporlar, meclis görüşmeleri sırasında milletvekillerinin kanunun leh ve aleyhindeki görüşleri sırasında kanuna verdikleri anlam, kurala verilecek anlamı belirlemektedir.

Amaçsal Yorum

Ereksel, gai, teleolojik yorum olarak da isimlendirilen amaçsal yorum teorisi, hukuk kurallarını meydana getiriliş amaçlarına göre anlamlandırmaktadır. Bununla birlikte, amaçsal yorum yönteminde, hukuk kuralları kendisini yapandan (kanun koyucu) bağımsız bir nitelik kazanmaktadır. Tarihsel yorum teorisinin aksine amaçsal yorum teorisinde, hukuk kurallarının konuluş amacının belirlenmesinde tarihsel iradeye ve koşullara bakılması gerektiğini kabul edilmez. Bu husus da amaçsal yorum yöntemini, tarihsel yorum yönteminden ayıran yegane düşüncedir.

Sistematik Yorum

Hukuk kuralları, genel ve soyut nitelikte normlar birliğidir. Bu genellik ve soyutluğun boyutu, düzenlendikleri alanla ilişkili herkese uygulanabilmeleridir (Somut olaylara özgü olmamasıdır.). Buna paralel olarak hukuk sistemi içerisinde diğer hukuk kuralları ile bağımsız bir kural söz konusu olamaz. Her bir hukuk kuralı, diğer hukuk kuralları ve hukukun genel ilkeleri ile ilişki içerisindedir.

Hukuk kurallarının diğer hukuk kuralları ile ilişki içerisinde olması, sistematik yorum teorisini meydana getirir. Bu anlayışta, hukuk kuralları anlamlandırılırken, hukuk sistemi içerisindeki konumu, diğer hukuk kuralları ile ilişkisi, dikkate alınmalıdır.

  Yorum Araçları

Yorumlama faaliyeti gerçekleştirilirken, yararlanılan yorum araçlarını tahdidi olarak saymak mümkün olmasa da, sıklıkla kullanılan yorum araçları; kıyas, evleviyet ve zıt kanıttır.

Kıyas

Analoji ve örnekseme olarak da adlandırılan kıyas, benzerlik gösteren iki durum, olay, hüküm arasında bir ilişki kurularak, açıkça gözlemlenmeyen daha başka ortak noktaların bulunduğuna karar verilmesidir.

Evleviyet

Evleviyet (önceliklilik, argumentum a fortiori), kıyasın bir türüdür. Bu akıl yürütme tarzında da bir olaya, başka bir olaya benzer şekilde muamele edilmesi gerektiği sonucuna varılır. Sebep sadece olayların birbirlerine benzemesi değil, aynı zamanda tartışma konusu olayın bu muameleyi diğerinden daha yüksek derecede hak etmesidir.
Evleviyetin iki şekilde karşımıza çıkar:
• Eğer kanun daha fazlasına izin veriyorsa, daha azına da izin veriyor demektir (argumentum a maiori ad minus).
• Eğer kanun daha azını yasaklıyorsa, daha fazlasını da yasaklıyordur (argumentum a minori ad maius).

Zıt Kanıt

Zıt kanıt (argumentum e contrario), hukuk kuralının hükme bağladığı durumlara bakılarak, bu durumların dışındaki durumlar için aksi hükmün geçerli olduğu sonucuna varmaktır. Söz gelimi Askerlik Kanunu’nun 1. maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmağa mecburdur.” Zıt kanıtla yapılan akıl yürütme sonucunda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kadınların bu kanun kapsamına girmediği kabul edilir.

Hukuk, kişiler arasındaki ve hatta devletle vatandaş arasındaki ilişkileri düzenleyen, bunun yanında uyulması zorunlu davranış biçimlerini, müeyyideleri öngören kurallar bütünüdür. Dolayısıyla hukuk yalnızca uygulayıcıları değil, toplum içerisinde yaşayan bütün vatandaşları da yakından ilgilendirmektedir. Hal böyle olunca normların hangi amaç için ihdas edildiği, hukuk hayatına nasıl entegre edildiği ve nasıl yorumlanması gerektiğinin yalnızca uygulayıcılar tarafından bilinmesi yetmemekte, toplum geneline yaymak gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan yorum unsurlarının, hukukla ilgili olsun olmasın, hukuk kurallarının uygulanacağı toplumda yaşayan insanların tamamı tarafından bilinmesine imkan sağlanmalıdır. Böylece daha bilinçli bir toplumun inşası da mümkün olacaktır.
Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makeleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Close