Kamu Hukuku

CEZA MUHAKEMESİNDE YARGILAMANIN YENİLENMESİ

Mahkemece verilen kararlarda yanlışlıklar olabilir. Hükmün kesinleşmesinden sonra anlaşılan yanlışlıkların giderilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi yolu kabul edilmiştir. Böylece hükümlerdeki maddî soruna ilişkin fiilî hataların giderilebilmesine olanak sağlanmıştır. Yargılamanın yenilenmesi müessesesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun (CMK) 311-323 maddelerinde düzenlenmiştir.

Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır.

Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz (CMK m 313).

İnfaz Hakimi kararına karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuru yapılamaz [T.C YARGITAY 2.Ceza Dairesi Esas: 2014/ 26941 Karar: 2014 / 19488 Karar Tarihi: 09.07.2014 “İnfaz hakimliği kararı yargılamanın yenilenmesi yasa yoluna konu olamayacağından, bu konudaki istemin reddine karar verilmesinde sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmayıp, bu kararın aynı hakim tarafından verilmesi de sonuca etkili olmadığından, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair karara itiraz üzerine merciince itirazın reddine karar verilmesinde de isabetsizlik görülmemekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.”]

Kabahatlere karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuru yapılıp yapılamayacağı konusunda Yargıtayda görüş ayrılıkları bulunulmaktadır. Yargıtay çoğunlukla “bir idari yaptırıma karşı yapılan başvuru sonucunda verilen sulh ceza mahkemesi kararı kabahatle ilgili özel bir denetim sonucunda oluştuğundan, sulh ceza mahkemesi kararına karşı yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yoluna başvurulamaz” şeklinde karar vermektedir [T.C YARGITAY 7.Ceza Dairesi Esas: 2010/ 1866 Karar: 2012 / 197 Karar Tarihi: 18.01.2012″Kabahatler Kanununun ilgili maddesi uyarınca bir idari yaptırıma karşı yapılan başvuru sonucunda verilen sulh ceza mahkemesi kararı kabahatle ilgili özel bir denetim sonucunda oluştuğundan ve yapılan faaliyet 5271 sayılı CMK.nın düzenlediği suçla ilgili bir dava türü olmadığı gibi verilen karar da kanun maddesi anlamında hüküm niteliğinde bulunmadığından, anılan kararlara karşı kanun maddesi devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yolu işletilemeyecektir.”

YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ

Yargılamanın yenilenebilmesi için hükümde önemli bir adli hatanın yapılmış olması gereklidir. Yargılamanın yenilenmesini gerektiren bu hata, hükümlünün lehine ya da aleyhine olarak yapılmış olabileceğinden hukukumuzda yargılamanın yenilenmesi hem hükümlünün lehine hem de aleyhine olarak başvurulabilecek bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunumuza Lehe veya aleyhe sebepler kanunda sayma suretiyle (numerus clausus) belirtilmiştir.

A. Hükümlü Lehine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesine göre, kesinleşmiş hükümle sonuçlanmış bir dava aşağıdaki yazılı hallerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir.

  • Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması,
  • Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiğinin anlaşılması,
  • Hükme katılmış olan hakimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir cezayla mahkumiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş olması,
  • Ceza hükmünün, Hukuk Mahkemesi’nin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hükmün kesinleşmiş diğer bir hükümle ortadan kaldırılması,
  • Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanmasıyla mahkum edilmesini gerektirecek bir nitelikte olması,
  • Ceza hükmünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Protokollerinin ihlali suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla tespit edilmiş olması, hallerinde hükümlü lehine olarak yargılanmanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür.

Yukarıda sıralı olarak saydığımız nedenleri aşağıda detaylı şekilde inceleyeceğiz.

I. Duruşmalarda kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuralabilir (CMK m.311/1-a).

Bu madde anlamında belge, geniş yorumlanmalıdır. Belge; bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, dokümandır. Sahte belge; gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir. Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ise, gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla beraber bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgedir.

Ancak hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulması için sahte olan belgenin duruşmada kullanılmış ve hükme etki etmiş olması gerekir.Sahte belge duruşmada okunmasına rağmen, hükme esas alınmasıysa yeniden yargılama talebinde bulunulamaz. Belgenin baştan itibaren sahte olarak hazırlanmış olmasıyla sonradan sahte hale getirilmiş bulunması arasında bir fark yoktur (Erem, Ceza Yargılaması Hukuku 6.Baskı k.no.409/b).

Yasa’da yargılamanın yenilenme nedeni olarak belgenin sahte olması dikkate alındığından, belgenin sahte olmayıp sadece içeriğinin gerçeği yansıtmaması durumunda belge sahte sayılmaz. Böyle bir durumda yeni delil ve olgulara dayanılarak lehe yargılamanın yenilenmesi istenilebilse de, aleyhte yenileme talep edilemez (Özgen, Ceza Muhakemesinin Yenilenmesi,69.sf)

II. Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuralabilir (CMK m.311/1-b).

Gerçeğe aykırı tanıklık veya bilirkişilik yapılması halinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. Yasa’da açıkca belirtilmemiş olmakla birlikte tercümanda bilirkişi kapsamında görülmelidir( Kantar, 409; Taner ,402.). Kanunda gerçeğe aykırı tanıklık yapılmasından yani yalancı tanıklıktan söz edilmektedir.

“Tanığın susması, tanıklık yapmaktan kaçınması, gerçeğe aykırı beyanda bulunmak sayılmaz”.(Centel/Zafer Ceza Muhakemesi Hukuku Yenilenmiş 3. Baskı)

Öte yandan, tanıklığın (yalancı tanıklığın) ve bilirkişi raporunun hükümlünün aleyhine hükme etki etmiş olması gerekir. Yalan tanıklığın veya bilirkişi raporunun hükme etki edecek nitelikte oldukları halde hükme etki etmediklerinin anlaşılması halinde yargılamanın yenilenmesinin olanağı yoktur.(Özgen, Ceza Muhakemesinin Yenilenmesi, 74.)

Kanun lafzına bakıldığında, tanıklığın yemin edilerek yapılmasına önem verilmiştir. Ancak, kanunda bazı tanıkların yeminsiz dinlenmeleri veya dinlenebilecekleri öngörülmüştür (CMK m. 50,51). Bunların hükme etki eden yalan tanıklarının yargılamanın yenilenmesi nedeni olmaması aslında söz konusu maddenin konuluş amacına aykırılık arz etmektedir. Bu konu hakkında doktrinde tartışmalar bulunmaktadır.

III. Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuralabilir (CMK m.311/1-c).

Muhakemenin lehe yenilenmesi, hakimin görevini yaparken işlediği suça bizzat mahkumun sebebiyet vermemiş olmasına bağlıdır.

Yasa’da hakimin işlediği suçun hükme etki etmiş olması aranmamıştır. Ancak hakimin işlediği suçun hükmü etkilememiş olması durumunda yargılamanın yenilenmesin gereksiz olacağı kuşkusuzdur. Yargıtay kararlarında da hükümlü hakkındaki yargılamada görev almış hakim hakkında soruşturma başlatılması durumunun, hükümlünün beraatini veya daha hafif cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olmadığı durumlarda CMK 311.maddenin 1. Fıkrasının c bendi kapsamında hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir. [Yargıtay 10. Ceza Dairesi Esas: 2017/ 7330 Karar: 2018 / 3250 05.04.2018 tarihli ” Hükümlü hakkındaki yargılamada görev almış bir kısım Cumhuriyet savcısı ve hâkim hakkında adlî ve/veya idarî soruşturma başlatılması durumunun yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olmadığı, bu bakımdan hükümlü müdafiinin talebinin, CMK’nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabule değer olmadığı anlaşıldığından, itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi yasaya aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.”]

IV. Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuralabilir (CMK m.311/1-d).

Başka bir mahkeme tarafından verilen kararlar, ceza mahkemesi tarafından hükme esas alınabilir. Ancak ceza mahkemesi tarafından hükme esas alınan hukuk mahkemesi kararı diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılırsa iade-i muhakeme talep edilebilir. Ancak diğer hükmün( hukuk mahkemesi kararını ortadan kaldıran hükmün), kesinleşmiş bir hüküm olması şarttır. Hükme esas alınan hukuk mahkemesi hükmünün, başka bir hüküm ile ortadan kaldırılacağı açık, ancak diğer hüküm kesinleşmemişse bu yola başvurulamaz.

V. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuralabilir(CMK m.311/1-e).

Yeni olaylar ve yeni delillerin elde edilmesi suretiyle Yargılamanın Yenilenmesi müessesine başvurmak belirli şartlar vardır. Kanun lafzından da anlaşılacağı üzere bu şartlar şu şekildedir:

Yeni Olay ve Yeni Delillerin Ortaya Çıkması

Yeni delillerin ve yeni olayların ortaya çıkması halinde bu olağan üstü kanun yoluna başvurabileceğini söyleyen kanun koyucu, hangi hallerde bir delilin veya bir olayın yeni sayılacağını açıklamamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu konuya bir açıklık getirmiş ve hangi durumlarda bir delilin ve bir olayın yeni sayılacağını bize açıklamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas: 2012/ 3-909 Karar: 2014 / 121 Karar Tarihi: 11.03.2014 Kararına göre,
“Delil; ceza muhakemesinin konusu olan olayda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla kullanılan ispat aracı olup ceza muhakemesi hukukunda “delil serbestisi” ilkesi gereği akılcı ve gerçekçi olmak ve hukuka aykırı bulunmamak şartıyla her beyan, belge veya belirti, delil olarak kabul edilebilecektir.
Olay ise, doğrudan doğruya veya dolayısıyla muhakeme hukuku içinde ispat vasıtası olarak kabul edilen, diğer bir anlatımla doğrudan veya dolaylı olarak ispat aracı olarak kullanılabilecek ve yargılama sonucunu etkileyecek olgulardır.

Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için “yeni” olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller “yeni delil veya olay” kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir.

Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular “yeni” değildir. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK’nun 318/3. maddesi uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.”

Nitekim Ceza Genel Kurulunun 05.06.1995 gün ve 164-190 sayılı kararında; “Yargılanmanın yenilenmesi bakımından yeni delil ve vakıanın varlığından bahsedebilmek için delil ve olayın daha önce mahkemeye sunulmamış, mahkemenin bilgisi dışında kalmış, yalnız başına veya diğer delillerle birlikte sonuca etkili olması gerekmektedir. Bu nitelikleri taşımayan delil veya olaylara ‘yeni delil ve olay’ niteliği yüklenemez”.15.10.1990 gün ve 214-236 sayılı kararında; “Yargı kararının verildiği tarihte, mahkemece bilinmeyen ve mahkûmiyet hükmü kurulurken değerlendirme dışı tutulan yeni delil veya yeni olay diye tanımlanabilecek yeni bir durum ortaya çıkmadığından, önceki hükmün tasdikine ilişkin yerel mahkeme kararı ile bu hükmü onayan Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır”. 01.10.1990 gün ve 190-212 sayılı kararında; “Yerel mahkeme yargılamanın yenilenmesi davası sırasında, sanığın ileri sürdüğü hususlarda gösterdiği tanıkları dinlemiş, bu tanıkların tümü de sanığın ileri sürdüğü hususları doğrular nitelikte anlatımda bulunmuşlardır. O halde sanığın dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğruluğu kanıtlandığına göre, bu hususların yargılamanın yenilenmesi davasına konu, yargı kararının verildiği tarihte, yargılama heyetinin bilmediği delil veya olay diye tanımlayabileceğimiz yeni delil veya yeni olay olup olmadığına bakılmalı, bu soruya bulunacak cevap olumlu olduğu takdirde, hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren yasa hükmünün uygulanmasını gerektirip gerektirmediğini saptamak gerekecektir”. 27.05.1985 gün ve 72-306 sayılı kararında ise; “Öğreti ve uygulamada kabul olunduğu üzere ‘yeni vakıa ve delil’, evvelce yargıya sunulmamış olan onun bilgisi dışında kalmış olan delildir” sonucuna ulaşılmıştır.”

Yukarıda açıkladığımız Yargıtay Ceza Genel Kurul kararlarını özetlemek gerekirse; yeni delil ve olay mahkeme tarafından bilinmeyen ve hüküm verilirken değerlendirilmeyen veya mahkemeye sunulmasına rağmen mahkemece değerlendirilmeyen delil ve olaylardır. Bu delillerin daha önce hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi yeni delil ve olay olarak değerlendirme yaparken önem arz etmemektedir .[T.C YARGITAY 8.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 7672 Karar: 2019 / 4148, 25.03.2019 Tarihli kararında “….Hükümlünün ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu olduğu ve barışta ve seferde askerliğe elverişli olmadığına dair ön sağlık kurulu raporunun hükmün kesinleşmesinden sonra ibraz edilmesi ve hükümlünün suç tarihinden önce psikolojik tedavi gördüğünü beyan eden ….. tarihli dilekçesi karşısında; söz konusu raporun, CMK.nun ilgili maddesinin 1. fıkra (e) bendi kapsamında yeni delil ortaya konulması olarak değerlendirilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi kapsamında akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca düzenlenecek rapor ile tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceğinden, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair karara itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.]

Temyiz aşamasında Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün değildir. Çünkü bu delil temyiz aşamasında incelenmiş ve değerlenrililmiş olduğundan yeni delil olarak kabul edilmez.[T.C. YARGITAY 12.Ceza Dairesi Esas: 2019/ 3971 Karar: 2019 / 7466 19.06.2019 Tarihli Kararı]

Hükümlü hakkında iki veya daha fazla açılmış bir ceza davası varsa ve bu davalar arasında bir bağlantı olmasına rağmen hükmü veren mahkemenin diğer davadan haberi yoksa, yapılan dosyaların birleştirilmesi gerektiği iddiası yeni durum olarak kabul edilir. [T.C YARGITAY 10.Ceza Dairesi Esas: 2017/ 7633 Karar: 2018 / 2177 01.03.2018 tarihli kararında “Sanığın her iki suçu da hakkındaki ilk iddianameden önce işlemiş olduğu, bu nedenle aralarında hukuki kesinti oluşmadan işlenen her iki suça ilişkin olarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için her iki dosyanın birleştirilmesi gerektiği iddiası ileri sürülerek her iki karara karşı kanun yararına bozma ihbarında bulunmuş ise de, mahkeme tarafından hüküm tarihinde bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durumun ilk kez kanun yararına bozma yolu ile incelenmesi mümkün olmayıp, yasaya aykırı olduğu iddia edilen mahkeme kararlarına karşı başvurulacak diğer kanun yolları tükenmediğinden, yargılama sona erdikten sonra ortaya çıkan bu durumun yargılamanın yenilenmesi kapsamında değerlendirilebileceği cihetle, kanun yararına bozma talebinin reddi gerekir.]

Suça konu eylem hakkında, hukuk mahkemesinde açılan bir dava sonucu hükümlü lehine verilen karar, ceza yargılaması aşamasında gündeme gelmezse ve değerlendirilmezse yeni delil olarak kabul edilmektedir. [T.C YARGITAY 8.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 10600 Karar: 2019 / 9087 27.06.2019 Tarihi kararında “….’ün köy tüzel kişiliği adına yol olarak terkin edilen Mersin İli Gülnar İlçesi Şeyhömer Köyü 112 ada 1 parsel sayılı taşınmaza taş duvar örmek suretiyle hakkı olmayan yere tecavüz suçunu işlediğinden bahisle Gülnar Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2013 tarih, 2013/26 Esas, 2013/85 Karar sayılı ilamı ile 5 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlü müdafinin temyiz başvurusu üzerine Dairemizin 20.05.2015 tarih, 2015/1082 Esas, 2015/17649 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmış ise de; hükümlü tarafından söz konusu taşınmaza ilişkin 04.08.2015 tarihinde Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesine açılan Tapu İptali ve Tescil Davası sonucunda Mahkemenin 29.03.2017 gün 2015/130 ve 2017/62 sayılı kararı ile söz konusu taşınmaz üzerindeki taş duvarın 30 yıldan fazla bir zaman önce örülmüş olduğu ve bu sürede taşınmaz üzerinde …’ün tasarruf etmiş olması nedeniyle kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın hükümlü adına tesciline karar verildiği ve bu kararın 28.06.2017 tarihinde kesinleşmiş olduğu, hükümlü müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak ileri sürülen ve hükümlünün suç tarihini de kapsayacak biçimde 20 yılı aşkın süredir dava konusu taşınmaza zilyet olduğuna işaret eden mahkeme kararının, mahkumiyet hükmünden sonra verilmiş olması nedeniyle yargılama aşamasında gündeme gelmediğinden yeni delil olarak kabulü ile yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alınarak, beraati veya daha hafif bir kanun hükmünün uygulanmasını gerektirir nitelikte olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre yargılamanın yenilenip yenilenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın iddianame tarihinden sonra açılmış olduğunda bahisle, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı yapılan itirazın, bu nedenle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Silifke Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.12.2017 gün ve 2017/1330 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA”]

Yeni Olay ve Yeni Delillerin, Sanığın Beraatini veya Daha Hafif Bir Cezayı İçeren Kanun Hükmünün Uygulanması ile Mahkum Edilmesini Gerektirecek Nitelikte Olması Gerekmektedir.

Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda “önemli” de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.

Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp, ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur.

Hüküm tarihinde bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bir durum için öncelikle kanun yararına bozma yoluna başvurulmuş olması halinde Yargıtay kanun yararına bozma talebini ret etmektedir. Böyle bir durum olduğunda kanun yararına bozma müessesine değil, öncelikle yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulması gerekmektedir. [T.C YARGITAY 10.Ceza Dairesi Esas: 2019/ 2461 Karar: 2019 / 5769 Karar Tarihi: 23.09.2019]

VI. Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir(CMK m.311/1-f). Ancak bu durum 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.(CMK m.311/2).

Her ne kadar yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı vermesi sayılmamış ise de; 6216 sayılı Yasanın 50/2. maddesinde ihlal kararları ayrıca yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak belirtilmiştir.6216 sayılı kanunun ilgili Maddesinin lafzına bakıldığında; “Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.” Bu hükme göre; ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması yeniden yargılamayı gerektirdiği takdirde, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının kendine özgü bir yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır.

T.C YARGITAY 5.Ceza Dairesi Esas: 2017/ 6505 Karar: 2018 / 344 sayılı Kararında “Sanığın ihlale ilişkin AİHM kararının kesinleşmesinden sonra süresinde yaptığı yargılamanın yenilenmesi talebinin ilgili kanun maddesi kapsamında bulunduğu anlaşılmakla talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden kanun yararına bozma talebinin kabulüyle kararın bozulması gerekir.” AİHM kararının kesinleşmesinden sonra 1 yıl içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulursa, talebin kabulune karar verilmesinin gerekli olduğu hususuna vurgu yapmıştır.

Ceza Mahkemesinin verdiği hükmün gerekçe kısımdaki ifadeler, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerini ihlal ediyorsa ve Anayasa Mahkemesi de ihlal edildiğine ilişkin bir karar vermişse, yeniden yargılama sonucunda sadece gerekçeli kararda değişiklikler yapılması , hüküm fıkrasında bir değişiklik yapılmaması yasaya aykırıdır. Yargıtay bu tarz kararları bozma sebebi yapmaktadır. Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi müessesinin amacı yeni deliller toplanıp, hukuka uygun şekilde sanığın lehine hüküm kurmaktır. Bu nedenle de fikrimce, hükümlü hakkında verilen hüküm değerlendirilmeyerek sadece gerekçe kısmının düzeltilmesinin yargıtayca bozma sebebi yapılması yerindedir. [T.C YARGITAY 1.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 4167 Karar: 2019 / 1194 Karar Tarihi: 27.02.2019 “Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı doğrultusunda, 6216 sayılı Yasanın 50/2. maddesi uyarınca, ihlali ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılama yapılması, ulaşılan kabul ve gerekçelere göre önceki hükümler kaldırılarak, sanık hakkında yeniden hükümler kurulmasında zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, yalnızca hükmün gerekçesinde değişiklik yapılarak yazılı şekilde yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi hükmün bozma sebebidir. Kaldı ki; mahkemelerin gerekçeli kararı ile hüküm fıkrası bir bütün olup, hüküm verilmeden yalnızca gerekçenin düzeltilmesi mümkün olmadığı gibi, gerekçe değiştirilmeden hükmün değiştirilmesi de mümkün görülmemiştir. Ayrıca somut olayda mahkemece oluşturulan yeni gerekçede, maddi olayın kabulünde de önceki kabulden ayrılındığı, yeni deliller toplanıp buna göre bir kabule ulaşıldığı, bu kabul doğrultusunda yeni ve tekrar hükümler kurulmasında zorunluluk bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Netice itibariyle Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı doğrultusunda, 6216 sayılı Yasanın 50/2. maddesi uyarınca, ihlali ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılama yapılması, ulaşılan kabul ve gerekçelere göre önceki hükümler kaldırılarak, sanık hakkında yeniden hükümler kurulmasında zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, yalnızca hükmün gerekçesinde değişiklik yapılarak yazılı şekilde yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi, Usule aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”]

Hükümlü lehine yargılamanın yenilenme müessesine başvurmak için kanunda sayılmış nedenlerden en az birinin gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu nedenler ayrıntılı bir biçimde yukarıda açıklanmıştır. Kanun koyucu bu kanun yolundan yararlanılması için sayma usulü açıkça basvuru nedenlerini belirtmiştir, CMK da açıkça sayıldığından kıyas yoluyla kapsamı genişletilemez.[T.C YARGITAY 2.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 3156 Karar: 2019 / 8587 Karar Tarihi: 09.05.2019 “5271 sayılı CMK’nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir.Sanığın , müştekinin zararını giderdiğinden bahisle yargılanmanın yenilenmesini talep ettiği,yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin gerçekleşmediği nazara alınarak, sanık hakkında CMK’nın 323/1. maddesi gereğince önceki hükmün onaylanması yerine yazılı şekilde karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 09/05/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.”]

B. Sanık veya Hükümlü Aleyhine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 314. maddesine göre, kesinleşmiş hükümle sonuçlanmış bir dava aşağıdaki yazılı hallerde hükümlü aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir

  • Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan( sanığın lehine) bir belgenin sahteliği anlaşılırsa
  • Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş,
  • Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa, hükümlü aleyhine olarak yargılanmanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. yargılamanın yenilenmesi müessesine başvurulabilir

Yukarıda sıralı olarak saydığımız nedenleri aşağıda detaylı şekilde inceleyeceğiz.

I. Duruşmada Sanığın ve hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabilir. (CMK m.314/1-a).

Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri içinde sayılan ” duruşmada kullanılan belgenin sahteliğinin anlaşılması ” nedeni, hükümlü aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri içindede sayılmıştır. Bu nedenle yukarıda ayrıntılı biçimde hükümlü lehine yargılamanın yenilenme nedenleri başlığı altında açıkladığımız hususlar burada da geçerli olmakla birlikte bir farklılık bulunmaktadır. Şöyle ki; kullanılan sahte belgenin hükümlünün lehine olacak şekilde hükme etki etmiş olması gerekmektedir. Kullanılan sahte belge yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındığında hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesine neden olmuş olması gerekmektedir. Zira hükme etki etmeyen bir sahte belge için hükümlü aleyhine bu yola başvuramayacaktır.
Sahte belgenin kimin veya hangi amaçla hazırlandığının bir önemi olmamakla birlikte doktrinde bu konu tartışmaladır. Çoğunluk görüşe göre sanığın bilgisi dışında üçüncü kişiler tarafından yapılan sahtekarlıklarda, muhakemenin aleyhe yenilenmesinin kabul edilmesi haksızlık oluşturur (Özgen, Ceza Muhakemesinin Yenilenmesi, 64 vd.)

II. Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise , yeniden yargılama talep edilebilir.

Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri içinde de sayılan bu yargılama nedeni ile ilgili yukarıda ayrıntılı şekilde yaptığımız açıklamalar geçerli olmakla birlikte bir farklılık bulunmaktadır. Şöyle ki;Hakimin suç işlemesi yargılamanın yenilenmesi nedenidir.Yasa’da açıkça, hakimin suç işlemiş olmasının yargılamanın iadesi nedeni yapılabilmesi için hakimin görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş olması gerekmektedir. Yani hakimin işlediği suçun hükme olumlu bir biçimde etki etmiş olması aranmaktadır. Ancak Hakimin suç işlemiş olması nedeniyle yargılamanın yenilenmesi istenebilmesi için, söz konusu hakim hakkında kesin mahkumiyet hükmünün bulunması veya mahkumiyet hükmünün, delil yetersizliğinden başka bir nedenle verilememiş olduğunun anlaşılması gerekmektedir. ( Centel / Zafer Ceza Muhakemesi Hukuku, 633.)

III. Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa, hükümlü aleyhine olarak yargılanmanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. yargılamanın yenilenmesi müessesine başvurulabilir

İkrar, kişinin olayı ve bu olayda fail olduğunu itiraf etmesi demektir( Özgen, Ceza Muhakemesinin Yenilenmesi ,105.)

Sanığın beraat ettikten sonra, suça ilişkin güvenilir ikrarda bulunması aleyhte yargılama nedenidir. Burada ikrar, sadece beraat kararı verilmişse göz önüne alınır. Mahkumiyet hükmünden sonra yapılan ikrar nedeniyle yargılamanın sanık veya hükümlü aleyhine yenilenmesi talep edilemez.

C. Bir Suça Dayanan Yenileme İstemlerinin Kabulü Koşulları

Bir suç iddiasına dayandırılan yenileme istemi, ancak bu fiilden dolayı kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü verilmiş veya mahkumiyeti gerektirecek nitelikte kuvvetli delil bulunmaması dışında bir nedenle ceza soruşturmasına başlanamamış veya sürdürülememişse kabul edilir (CMK m.316).

Yani bir suça dayanan yenileme isteminin kabulü iki halde söz konusudur; Bir suç isnadına dayanan yenileme istemi,

  • Bu fiilden dolayı kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü verilmiş ,veya
  • Mahkumiyeti gerektirecek nitelikte kuvvetli delil bulunmaması dışında bir nedenle ceza soruşturmasına başlanamamış veya başlanmış ancak sürdürülememişse kabul edilir.

Bu hüküm karşısında, örneğin aleyhte tanıklık yapan bir kimsenin, yalan tanıklıktan kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olması veya bu suçtan dolayı kuvvetli delil bulunmaması dışında bir nedenle hakkında ceza soruşturmasına başlanamamış veya devam edilememiş olması hâlinde, yenileme talebinde bulunulabilecektir.

Ancak bu madde, hükümlü lehine yargılama nedenleri arasında sayılan ve 311. Maddenin 1. fıkrasının e bendinde düzenlenen “yeni delil ve yeni olayın” mevcut olması halinde yargılamanın yenilenmesi talebinde uygulanmaz

YARGILAMANIN YENİLENMESİNİN KABUL EDİLMEDİĞİ HALLER NELERDİR?

A. Kanun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez.

Yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlere karşı olanaklıdır ve adaletin gereğini yerine getirmek maksadını güttüğü için, aslında kesin hüküm kavramına aykırı nitelikteki bu kurum kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu nedenle fiil ve niteliği değişmedikçe buna uygun kanun hükmünde öngörülen alt ve üst sınırlar içinde yer alan cezanın değiştirilmesi, artırılması veya eksiltilmesi için de yargılamanın yenilenmesi kabul edilmemiştir.

B. Hatanın giderilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.

Kanun maddesinde açıkça, bir hükme karşı gidilebilecek veya hatanın giderilmesini sağlayacak başka bir yol varsa yargılamanın yenilenmesinin istenemeyeceği belirtilmiştir.
Temyiz ve istinaf süreleri geçmeden bu yola başvuru yapılamaz.

YARGILAMANIN YENİLENMESİ BAŞVURUSUNU KİMLER YAPABİLİR?

Yargılamanın yenilenmesi, istek üzerine olur. Mahkeme kendiliğinden yargılamanın yenilenmesine karar veremez. Kanun yoluna başvurma hakkındaki genel hükümler, yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında da uygulanır (CMK m.317).

Hükümlü kendi lehine yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurabilir. Hükümlünün kendi aleyhine yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı yoktur( Baha Kantar, Ceza Muhakemesi Usulü I, Ankara, 1957, s.419.) Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü, yargılamanın yenilenmesine engel değildir (CMKm.313/1). Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 313. maddesinin 2. ve 3. fıkrasına göre; hükümlü ölmüşse, eşi, üst soyu, altsoyu ve kardeşleri, şayet bu kişiler mevcut değilse Adalet Bakanı yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir. Adalet Bakanının yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunması istisnai bir haldir. Bakan sadece hükümlünün ölümü halinde, hükümlünün eşinin, alt soyunun, üst soyunun ve kardeşlerinin olmaması durumda yargılamanın lehe yenilenmesini isteyebilir.

Beraat eden sanık ise gerek kendi lehine gerek kendi aleyhine muhakemenin yenilenmesini isteyemez.(Ahu Karakurt, Ceza Muhakemesi Hukukunda Muhakemenin Yenilenmesi, Ankara, 2009, s.128)

Kanun yollarına başvurma hakkındaki genel hükümler, yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında da uygulanır (CMK m.317/1). Buna göre, kanun yollarına başvuru hakkını düzenleyen CMK m.260 vd. maddeleri sanık veya hükümlünün hayatta olması halinde yargılamanın yenilenmesine başvurabilecek kişiler bakımından da uygulanacaktır.

Cumhuriyet savcısı hükümlünün hem lehine hem de aleyhine yargılamanın yenilenmesini talep edebilir (CMK m.260).

Müdafi de hükümlünün lehine yargılamanın yenilenmesini isteyebilir. Müdafinin mahkeme tarafından tayin edilmiş olması ya da hükümlü tarafından seçilmiş olması arasında fark yoktur. Ancak bunun için müdafinin başvurusunun hükümlünün açık arzusuna aykırı olmaması gerekmektedir (Aydoğan Alper Kavak, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Yargılamanın Yenilenmesi”, Ceza Hukuku Dergisi, Yıl:6, S:16, Ağustos 2011, s.215.)

Hükümlünün yasal temsilcisi ve eşi de hükümlünün lehine olmak üzere yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurabilir (CMK m.262)

CMK m.242 ve m.260 uyarınca katılan veya ceza muhakemesi sırasında katılma isteği karara bağlanmış ya da reddedilmiş olanlarla katılan sıfatını alabilecek nitelikte suçtan zarar görenler de kanun yollarına başvurabileceğinden mağdur, suçtan zarar gören gerçek veya tüzel kişi, sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesini talep edebilir. Malen sorumlu olanlar ve malı müsadere edilen üçüncü kişiler ise, sanık ya da hükümlü lehine veya aleyhine yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bulunabilirler(Karakurt, s.129.).

YARGILAMANIN YENİLENMESİ BASVURUSUNDA HAK DÜŞÜRÜCÜ VEYA ZAMAN AŞIMI SÜRESİ VAR MIDIR?

Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, kanunun sınırlı olarak saydığı nedenlerden en az birinin bulunması şartıyla talepte bulunulmasıyla birlikte yargılanmanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. Yani gerek lehe gerekse aleyhe yargılamanın yenilenmesinde her hangi bir süre aranmaz.

Ancak lehe yargılamanın yenilenmesi için öngörülen nedenler içinde sayılan, Ceza hükmünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Protokollerinin ihlali suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla tespit edilmiş olması halinde yargılamanın yenilenmesin istenebilmesi için bir yıllık süre öngörülmüştür. Bu süre AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar.(CMK m.311/1-f)

YARGILAMANIN YENİLENMESİ BAŞVURUSU HÜKMÜN İNFAZINI DURDURUR MU?

Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.(CMK madde 312)
Yargılamanın yenilenmesi istemi kendiliğinden hükmün infazını engellemeyecektir; ancak istemi karara bağlayacak mahkeme hemen veya yargılamanın yenilenmesi aşamalarındaki gelişmelere göre infazın geri bırakılmasına, başlanmışsa durdurulmasına karar vermeye yetkilidir.

YARGILAMANIN YENİLENMESİNDE USUL

A. Yargılamanın Yenilenmesi Talebinin Usulden İncelenmesi

Yargılamanın yenilenmesi istemi, ilk hükmü veren mahkemeye sunulur. (CMK’nın 318/1. maddesii) Yargılamanın Yenilenmesi istemi, bunun yasal nedenleri ile dayandığı delilleri içerir (CMK 317/2. maddesi ).303. Madde gereği Yargıtayın doğrudan hüküm kurduğu hallerde de hükmü vermiş olan mahkemeye yani Yargıtay ilgili Dairesi’ne ya da Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na sunulmaktadır.

Bu Mahkeme yenileme isteminin kabule değer olup olmadığına karar verir. Bu karar duruşma yapılmaksızın, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilir.

Mahkeme, öncelikle istemin kabul edilebilir olup olmadığını inceleyerek bir karar verir. Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilir olup olmadığına ilişkin kararın, aynı mahkemece, fakat asıl kararı veren hakim dışındaki hakim tarafından verilmesi gerekir. Yargılama süresince görüşünü bildirmiş olan bir hakimin, yargılamanın yenilenmesi aşamasında görev yapması, hakimin tarafsızlığı ilkesi ile bağdaşmaz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 23/3. maddesinde yer alan “Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 318/1. maddesinde ki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.” biçimindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren hâkimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği,bu nedenle âdil yargılama hakkının sağlanabilmesi açısından, hükmü veren mahkemece ancak kararı veren hakim dışındaki hakim tarafından yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı verilir.

“…..Asıl kararı veren hakim …’ın, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine de karar vermesi CMK’nın .. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair kararın ortadan kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (Şanlıurfa) 4. Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen … tarihli ve … İş sayılı kararın .. sayılı CMK’nın … maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca bozulmasına Karar verilmiştir.”[T.C YARGITAY 2.Ceza Dairesi Esas: 2019/ 8264 Karar: 2019 / 8267 Karar Tarihi: 06.05.2019]

“..Ek kararın cezaevinde bulunan hükümlüye tebliğ edilmesi üzerine hükümlünün .. tarihli dilekçesi ile talebin reddine ilişkin ek karara yönelik itirazda bulunduğu, akabinde itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinin … değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır ki, asıl kararı veren hakim…’nin, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine de karar vermesi CMK’nın maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair kararın ortadan kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Ağır Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen ..D. İş sayılı kararın CMK’nın maddesinin fıkrasının (a) bendi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.”T.C YARGITAY 2.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 7318 Karar: 2019 / 1722 Karar Tarihi: 04.02.2019

Bu değerlendirme sonucunda mahkeme usul açısından talebin reddine karar vereceği gibi kabulüne de karar verebilir.

Bu aşamada başvurunun görevli mahkemeye yapılıp yapılmadığı, yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bulunulan kararın yenilemeye konu bir karar olup olmadığı ve başvuruda bulunanın başvuruda bulunma hakkına sahip olup olmadığı, hükmü veren mahkeme tarafından ilk etapta değerlendirilecek olan başvurunun şekil açısından incelenmesinin kapsamındaki hususlardır.(Özgen, s.130; Kantar, Ceza Muhakemeleri Usulü Üçüncü Kitap Kanun Yolları, s.127; Erem, s.36.)

Yargılamanın yenilenmesi talebini usul bakımından inceleyen mahkeme, oluştuğu iddia edilen yenileme nedenlerinin var olup olmadığını ve delillerin doğruluğunu tartışamadığı gibi ayrıca başvuruda belirlenenler dışında bir yenileme nedeninin bulunup bulunmadığını da araştıramaz.( Önder, Muhakemenin İadesine Ait Bazı Meseleler, s.50; Kantar, Ceza Muhakemeleri Usulü Üçüncü Kitap Kanun Yolları, s.127.)

Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirtilen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiç bir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem usul açısından kabule değer görülmeyerek reddedilir. Verilen bu ret kararına karşı itiraz edilebilir.(CMK madde 319/3)

Yargılamanın yenilenmesi istemi, usul açısından yerinde bulunursa istem kabul edilir ve yargılamanın yenilenmesi istemi bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet Savcısı ve ilgili tarafa teblig olunur. Mahkeme tarafından verilen bu karara karşı itiraz edilebilir.(CMK madde 319/3)

B. Delillerin Toplanması

Yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edildikten sonra yapılan yargılamada tüm eksikler giderilmelidir. Burada sadece talep eden tarafın ileri sürdüğü ve sunduklarıyla yetinilmemesi gerekmektedir. Ceza muhakemesinin maddi gerçeği araştırmak amacı yalnızca yerel mahkemeler ve olağan kanun yollarında değil, olağanüstü kanun yollarında da geçerlidir.(Ünver/Hakeri, s.431, Ali Parlar/Muzaffer Hatipoğlu, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Yorumu, Ankara, 2008, s.2145-2146)

Delillerin toplanmasına başlanması için başvurunun kabule değer olduğuna dair kararın kesinleşmesi gerekmediği gibi, başvurunun Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ edilmesinin beklenmesi de gerekli değildir.( Özgen, s.137.)

Mahkeme bu aşamada delillerin toplanması için bir naip hakimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendireceği gibi; kendiside bu hususları yerine getirebilir(CMK 320/1.). Delillerin mahkemece veya naip hakim tarafından veya istinabe suretiyle toplanması sırasında soruşturmaya ilişkin hükümler uygulanır(CMK 320/2).

Bu aşamada sadece iddia edilen yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin oluşup oluşmadığına dair muhtemel deliller toplanabilir. Yenileme nedeniyle bağlantısı olmayan delilleri mahkeme araştıramaz. Buna karşılık mahkeme yenileme başvurusunda bulunan kişinin yargılamanın yenilenmesi sebebi olduğunu iddia ettiği delillerle bağlı değildir. Mahkeme başvuruda belirtilen deliller dışındaki delilleri de re’sen araştırabilir.(Özgen, s.137,139; Önder, Muhakemenin İadesine Ait Bazı Meseleler, s.54-55; Erem, s.37.)

Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir. (CMK 320/3)

C. Yargılamanın Yenilenmesi Talebinin Esastan İncelenmesi

Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi kararı, talepte ileri sürülen iddialar yeteri derecede doğrulanmazsa (şüphenin kuvvetlenmemesi sebebiyle) ve sahte belgenin, tanığın yalan beyanının ya da bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaasının önceki hükme etkisinin olmadığının anlaşılması üzerine verilmektedir. (Öğretide Centel ve Zafer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin önüne gelen başvurularda, Sözleşme ile eki Protokolleri’ne aykırılığı tespit ettiğini, ancak belirlediği aykırılığın hükme etkisinin olup olmadığı konusunda bir tespit yapmadığını, bu tespitin yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen ilk derece mahkemesi tarafından yapılacağını, bu sebeple Sözleşme ile eki Protokolleri’ne her aykırılığın hükmü etkilemeyebileceğini belirtmektedirler)

Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesinden sonra yeni delillerle tekrar yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. (Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan / Sevi Bakım Ceza Muhakemesi Hukukunda Yargılamanın Yenilenmesi sf.944)

Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi talebini kabul ederse yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir. Bu karara karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir.

D. Yargılamanın Yenilenmesi Talebinin İncelenmesi ve Hüküm

Yargılamanın yenilenmesine karar verilirse, mahkeme yenileme istemi ile bağlı olmaz ilk defa yargılama yapıyormuş gibi davranır. Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hakim, aynı işte görev alamaz. (CMK m.23/3)

Yenilenme isteminin duruşmalı incelenmesi ve duruşma sonunda verilecek hüküm

Yargılama yenilenirse kural olarak duruşma yapılır.Yeni duruşma ilkinden ayrı ve bağımsızdır. Mahkeme, gerek eski delillerin takdirinde gerek yeniden delil toplamada ve bunları birlikte değerlendirmede önceki hükümle bağlı değildir. Bu nedenle mahkeme yargılamanın yenilenmesi başvurusunda ileri sürülen neden ve delillerle bağlı olmadığından, gerek gördüğü tüm konularda delil araştırmasına da girişebilmektedir (Özgen, s.157). Bu aşamada duruşmaya ilişkin tüm hükümler uygulanmak suretiyle gerçekleştirilir.

Yeniden yapılacak duruşma sonucunda önceki hükmün doğru olduğu kanısına ulaşılırsa mahkeme onun onaylanmasına karar verir. Aksine önceki kararın hatalı olduğunu saptarsa ilk hükmün iptaline karar verir ve yeniden hüküm kurar.

Mahkeme önceki hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm vermesi durumunda, Yargılamanın yenilenmesi hükümlü yararına istenmişse, yeniden verilecek hükümdeki ceza, önceki cezadan daha ağır olamaz.(CMK 323/2)
Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkumiyet kararının tamamen veya kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddi ve manevi zararlar CMK m 141 ila 144 üncü maddeleri hükümlerine göre tanzim edilecektir.

CMK m.330/1,2 hükümleri uyarınca, Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuran taraf, bu başvurusunu geri almasından veya başvurunun reddolunmasından ileri gelen giderleri öder. Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuran Cumhuriyet savcısı ise, sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet Hazinesine yükletilir. Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuranın istemi kısmen kabul olunmuş ise, mahkeme uygun gördüğü şekilde giderleri bölüştürür (Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan/ Sevi Bakım Ceza Muhakemesi Hukukunda Yargılamanın Yenilenmesi sf.94)

Yenilenme isteminin duruşma yapılmaksızın incelenmesi ve karar

Yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verilmiş olsa bile, istisnai bazı durumlarda yenileme istemi duruşma yapılmadan da incelenebilir. Duruşma yapılmaksızın yenileme isteminin inceleneceği haller:

  • Hükümlü ölmüşse mahkeme yeniden duruşma yapmaksızın gerekli delilleri topladıktan sonra hükümlünün beraatine veya yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verir.(CMK 322/1)
  • Bunun dışında diğer hallerde de mahkeme, yeterli delil varsa Cumhuriyet savcısının uygun görüşünü aldıktan sonra duruşma yapmaksızın hükümlünün derhal beraatine karar verir.(CMK 322/2)

Mahkeme beraat kararı ile birlikte önceki hükmün ortadan kaldırılmasına da karar verir (CMK 322/3).Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan kimse isterse, gideri Devlet Hazinesine ait olmak üzere önceki hükmün iptaline ilişkin bu karar Resmi Gazete ile ilan olunacağı gibi mahkemenin takdirine göre diğer gazetelerle de ilan edilir(CMK 322/4).

Beraatle neticelenen kararın ilanı suretiyle, hatalı mahkumiyet hükmünden sanığın görmüş olduğu zararın bir nebze manevi olarak tazmini amaçlanmaktadır(Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, s.1818; Cumhur Şahin/Neslihan Göktürk, Ceza Muhakemesi Hukuku II, Ankara, 2012, s.241)

E. Kanun Yolları

Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmesi veya reddedilmesi kararına karşı Cumhuriyet savcısı ve ilgililer 7 gün içinde itiraz kanun yolu başvurusu yapabilirler (CMK md.319). itira üzerine Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen karara karşı ise kanun yararına bozma yoluna başvurulabilir.

Yargılamanın yenilenmesi duruşması sonucunda verilen son kararlara karşı temyiz ve istinaf yoluna başvurulabilir.

Hükmün kesinleşmesi ve şartların oluşması halinde tekrar yargılamanın yenilenmesi yoluna veya kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkündür

ÖZET

Bu açıklamalar ışığında yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hakimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi halinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkan sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür.

İş bu içerik Stj. Av. Sibel Şahin tarafından Hukuki BLOG adresinde yayınlanmak üzere hazırlanmıştır.
Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makeleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı