Diğer

Sosyal Güvenlik

Sosyal Güvenliğin Tarihçesi

Sosyal güvenlik, genel itibariyle sosyal sigorta, sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler araçlarını kullanarak, toplumdaki tüm bireylerinin sosyal risklere karşı korunması amacıyla gerekli önlemlerin alınması ve doğabilecek zararların karşılanmasını ifade etmektedir.

Sanayi devrimi öncesinde, eski çağlarda kabile daha sonraki zamanlarda ise aile içi yardımlaşma ve dayanışma, sosyal güvenliğin sağlanmasının doğal yolları olarak görülmektedir. Birlikte yaşayan eski avcı kabilelerinde her kabile, kendi mensuplarının geçimlerini olanakları ölçüsünde sağlamayı amaçlamıştır. Ardından tarım ekonomisine geçilmesiyle, sanayi devrimine kadar olan süreçte sosyal güvenlik kapsamında aile içi dayanışma önemli rol oynamıştır.

Eski çağda yerleşik bir halk olan Yunanlılar, ticaretin ve gemicilik faaliyetlerinin yanında tarım ve el sanatlarıyla uğraşmaktaydı. Bu devirlerde bireylerin sosyal güvenliği komşular ve ailenin yardımlarıyla sağlanmaktaydı. Hatta söz konusu yardımların yasal güvence altına alındığı da görünmekteydi. Bunun dışında kimi zaman işverenler, zorunlu olmamakla birlikte, hasta esirlere yardım yapabilmekteydiler. Bununla birlikte, çeşitli dönemlerde yoksulluğun artması sonucu sosyal güvenliğe ihtiyacın artması sonucunda, devlet müdahalesinin bulunması kaçınılmaz olmuştur. Eski Yunanistan da bu uygulamaların dışında, yardım örgütleri niteliğinde esnaf ve sanatkarların çok sayıda birlik, lonca ve dernekleri bulunmaktaydı.

Ortaçağ Avrupa’sında klise ve manastır gibi kuruluşlar, ihtiyaç sahiplerine yardımlar yapmaktaydılar. Bu yardımlar halkın bağışları ile oluşturulan fonlardan tahsil edilmekteydi.

18. yüzyılın ortalarında, Sanayi devrimi ile başlayıp aynı yüzyılın sonuna doğru hızlanan teknik buluşlar ve yeni siyasi gelişmeler, Avrupa ülkelerinde büyük ekonomik ve toplumsal değişimlere yol açmıştır. Modern sanayinin merkezi haline gelen İngiltere’den diğer Avrupa ülkelerine yayılan liberal ekonomi anlayışı, emek – sermaye ilişkilerini düzenleyen lonca ve meslek örgütleri sistemine son vermiştir. Bununla birlikte 1789 Fransız Devrimi ile herkesin istediği meslek ve işi seçip yürütebileceği bir hukuk düzenine geçişi sağlanmıştır. Aslen olumlu sonuçlar doğurması gereken ve beklenen bu gelişme, sosyal açıdan büyük sorunlara sebebiyet vermiştir. Bu durum, lonca ve meslek örgütleri sisteminin son dönemlerinde ustalarla ilişkileri giderek sertleşen kalfa ve çırakların her türlü sosyal güvenlikten yoksun duruma düşmelerine yol açmıştır. Gelişen sanayileşmenin doğal bir sonucu olarak meydana gelen işçi sınıfı, servetten yoksun olmasıyla birlikte yaşamını ortalama standartta yürütebilecek gelire de sahip değildi. Tüm bunlara ek olarak, iş ve gelecek kapsamında güvencenin mevcudiyetinin olmaması sebebiyle güvensizlik ve kaygı seviyesi de yüksekti. İşçilerin karşılaştığı ağır sosyo-ekonomik şartlar, işçi hareketlerinin ortaya çıkmasına sebep olarak koruma politikalarının doğuşunu elzem hale getirmiştir. Ancak, işçilerin korunmasına yönelik ilk uygulamaların İngiltere’de meydana gelmesine karşın, sosyal güvenlik kapsamında ilk mevzuat Almanya’da hayata geçirilmiştir.

Tarihte sosyal sigortaları ilk kuran ülke Almanya‘dır. 1880 civarı yıllarda çıkarılan yasalar ile oluşturulan Alman Sosyal Sigortalar Sistemi, diğer Avrupa ülke mevzuatlarına da model olmuştur. Sosyal sigortaların başlangıç noktası olarak, Başbakan Bismarck ’ın hazırlayıp İmparator I. Wilhelm ’in 17.11.1881 tarihinde ilan ettiği imparatorluk fermanı kabul edilmektedir.

Bu fermanda, ülkede iç barışı sağlamak ve yardıma muhtaç kişileri daha çok sosyal güvenliğe kavuşturmak amacıyla, ülkede sosyal güvenlik yasaları çıkarılacağı duyurulmuştur. Alman sosyal güvenlik sistemi üç aşamada ve üç yasayla oluşturulmuştur. Bu bağlamda ücreti belirli bir miktarın altında kalan sanayi işçilerini kapsamına alan temel kanunlar; 1883 tarihli “hastalık sigortası”, 1884 tarihli “iş kazaları sigortası” ve 1889 tarihli “yaşlılık ve maluliyet sigortası”dır.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından sosyal güvenlik alanında önemli gelişmeler meydana gelmiştir. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, Amerika Birleşik Devletlerini derinden sarsmış ve işsizlik oranlarını arttırmıştır. 1932 yılında Başkan seçilen Franklin D. Roosvelt’in New Deal (Yeni Düzen) politikaları çerçevesinde önderliğini yaptığı ve bugün dahi yürürlükte olan Sosyal Güvenlik Kanunu (Social Security Act) 14 Ağustos 1935 tarihinde kabul edilmiştir.

Sosyal güvenlik, 1980 ‘lerdeki krize kadar, özellikle gelişmiş ekonomilerde, hükümetlerin yürüttüğü en başarılı politikalardandır. Söz konusu politikalar sayesinde, milyonlarca insan sakatlandığında, yaşlandığında yahut öldüğünde, bakmakla yükümlü olduğu kişiler yoksulluk tehlikesi ile karşı karşıya kalmamışlardır.

Sosyal Güvenlik Kavramı

Batı’da olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu ’nda da sosyal güvenlik fikri karşılıklı yardımlaşma ile başlamıştır. İmparatorluk zamanında emeği ile geçinenlerin sosyal güvenliği başlıca üç esasa dayanmaktaydı. Aile içi yardımlaşma, meslek teşekkülleri çerçevesinde yardımlaşma ve sosyal yardımlar. Osmanlı toplumunda aile içi yardımlaşma, sosyal güvenlik sisteminin temelini oluşturmuştur. Özellikle tarım kesiminde ağırlık kazanan bu düzen günümüzde de pek değişmiş değildir.

Bu dönemde, aile içi dayanışmanın yanında meslek teşekkülleri çerçevesinde yardımlaşmanın da önemli bir yeri vardır. İmparatorlukta mevcut esnaf sınıfı, 13. yüzyıldan itibaren zorunlu birlikler, yani loncalar biçiminde örgütlenmişlerdir. Esas itibariyle din, ahlak ve gelenek kuralları üzerine kurulu teşkilatlar olan ve dışa kapalı bir örgütlenme yapısına sahip olan loncalar; Avrupa ’daki benzerleri gibi, meslek mensuplarının ve aile fertlerinin sakatlık, yaşlılık, hastalık, doğum, iş kurma, işsizlik ve ölüm gibi birtakım sosyal risklere karşı üyelerine veya aile fertlerine ayni ve nakdi yardım yapmak amacıyla dayanışma sandıkları kurmuşlardır.

Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya göçüyle birlikte Anadolu’da gelişen ahilik, ahlak ve sosyal dayanışma anlayışına dayalı İslami bir esnaf ve sanatkarlar teşkilatıdır. Ahiler, cömertlik, muhtaçlara yardım etme, zulüm görenleri koruma, din ve mezhep farkı gözetmeksizin tüm insanları sevme ve birbirlerine destek olma yönleriyle tanınmışlardır.

Diğer yandan, Osmanlı İmparatorluğunda insanlara hayır ve iyilik yapma amacıyla kurulan birtakım sosyal yardım kurumları da vardı; çok yaygın olan bu kurumların en önemlileri ise vakıflardır. Osmanlı İmparatorluğu ‘nda yardıma muhtaç herkes için vakıf kurulmuştur. Zamanla Osmanlı toplumunda vakıf sistemi sosyo – kültürel bir yapı haline gelmiş ve kamu hizmetlerinin görülmesinde de kamu finansman aracı olarak kullanılmıştır.

Tanzimat’ın ilanından 26 yıl sonra sosyal güvenlik alanında mevzuat hareketleri başlamış, ilk olarak 1865 tarihli Dilaver Paşa Nizamnamesi çıkarılmıştır. Nizamnamede Ereğli Kömür Havzası’nda çalışan işçilerin çalışma şartları ve hastalanmalara karşı önlemler tespit edilmiştir.

Ardından 1869 tarihinde çıkarılan Maadin Nizamnamesi ise, iş güvenliği ile ilgili bazı hükümler içermekteydi.

Osmanlı İmparatorluğunda, yukarıda bahsettiğim mevzuatların dışında, sosyal güvenlik hususunda kapsamlı bir düzenleme söz konusu değildir. Buna karşın, ilgili dönemlerde kamu çalışanlarına yaşlılık, malullük ve ölüm risklerine karşı sosyal güvenlik sağlamak amacı ile kurulmaya başlanan tekaüt sandıkları, 3.6.1930 tarih ve 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüt Kanunu ile yeni baştan düzenlenmiş ve memurlara sosyal güvenlik bakımından yeni haklar sağlanmıştır. Henüz global sanayileşmeye ayak uyduramamış devlette, bağımlı çalışanların büyük çoğunluğunun kamu hizmetinde yer alması dikkate alındığında, bu kapsamda meydana gelen düzenlemelerin sosyal güvenlik kapsamında önemi daha net anlaşılacaktır.

3008 sayılı İş Kanunu ile Türkiye’de sosyal sigortaların kuruluşu ve sosyal sigortalara ilişkin temel ilkeler öngörülmüştür. Cumhuriyet’in ilanından 1945 yılına gelinceye kadar geçen zaman süresi zarfında gerçek anlamda bir sosyal güvenlik sistemi oluşturulamamıştır.

1945 yılında sosyal sigorta hususunda 4772 sayılı İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu yürürlüğe girmiş ve İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortası uygulanmaya başlamıştır. Buna paralel aynı tarihte 4792 sayılı İşçi Sigortaları Kurumu Kanunu çıkarılmıştır. 4792 sayılı kanunu 1946 yılında yürürlüğe girmesiyle İşçi Sigortaları Kurumu oluşturulmuştur.

1961 tarihinde düzenlenen Anayasa’ ya sosyal güvenlik hususunda özel hükümler koyularak, işçilere ilişkin sigorta kollarına ait çeşitli kanunlara dağılmış bulunan düzenlemeler gözden geçirilmiş ve 17.07.1964 tarih ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda birleştirilmiştir. Kanun 01.03.1965 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun hükümlerince, İşçi Sigortaları Kurumu, Sosyal Sigortalar Kurumu adını almış, işçi statüsünde çalışanların sosyal güvenlikleri alanında yeni, çağdaş hak ve olanaklar sağlanmıştır.

02.09.1971 tarih ve 1479 sayılı Kanun ile Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu kurulmuş Kanunun sigortalılıkla ilgili hükümleri 01.10.1972 tarihinde uygulamaya konulmuş,01.01.1986 tarihinden itibaren bu Kanuna tabi sigortalılara sağlık sigortası yardımları verilmeye başlanmıştır.

Bunlara ek olarak Cumhuriyetin kurulmasını takiben devletin, askeri ve mülki görevlerinin yanı sıra ekonomik ve ticari alanlarda da faaliyet göstermesi gerektiği görüşü hakim olmuş, hakim görüş çeşitli kurumların kurulması ile bu kurumlara özgü sandıkların oluşturulmasını beraberinde getirmiştir. Ancak zaman içerisinde kurulan çok sayıda sandığın karmaşıklığa ve eşitsizliğe sebep olduğu anlaşılmış ve kamu çalışanlarına yönelik sosyal güvenlik politikasının tek metin halinde hazırlanması ve tek elden yürütülmesi görüşü ağırlık kazanmıştır. Bunun sonucu olarak 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu çıkarılmış, kanun ile mevcut emeklilik hükümleri ve sandıkları ortadan kaldırılmış, çalışanlardan ve işverenlerden prim alınması ilkesine dayalı, bütüncül bir sosyal güvenlik politikası oluşturulmuş ve bu politikanın tek elden yürütülmesi için de T.C Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

20.05.2006 tarihli ve 26173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü ve Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü aynı çatı altında toplanmıştır.

 

 

Kaynakça
Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makeleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dikkatinizi Çekebilir!

Close
Close
Close