Diğer

Mecelle

Dünyanın İlk Medeni Kanunlarından Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye

Osmanlı Devleti’nde Mecelle hazırlanmadan önce kadılar, fıkıh ve fetva kitaplarını esas alarak ve her vakıayı müstakil olarak inceleyerek hüküm verirlerdi. Zaman içinde çoğalan hükümler, mevzu bakımından tasnif edilmiş ve benzer meseleleri ortak hükümler altında birleştiren küllî kaideler (umumi prensipler) tespit edilmiştir. İslâm Hukuku’nda fıkıh kitapları bir nevi kanun manasına geldiğinden, ayrıca kanun ismiyle metinler hazırlayıp ilan etmeye lüzum görülmemiştir.

Türk Hukuk Tarihi başlıklı makalede de açıklandığı üzere çoklu hukuk sisteminin bulunduğu Osmanlı Devleti, Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile başlayan batılılaşma hareketi neticesinde, askeri, idari ve hukuki alanlarda yeniliklere gitmiştir. Meydana gelen bu yeniliklerin neticesinde, adliye teşkilatı meydana gelen uyuşmazlıkları çözmekte yetersiz kalmıştır. Bu kapsamda devam eden süreçte adliye yapısı da değişikliklere tabi tutulmuştur.

Adliye teşkilatında tek hâkimle çalışan Şer’iyye Mahkemeleri’nin yanında, genellikle çok hâkimle çalışan, Batı tarzı Nizamiye Mahkemeleri kurulmuştur. Bu mahkemelerin hâkimleri, verecekleri hükümlerde hukuk bilgilerinin yetersiz kalması sebebiyle eski fıkıh kitaplarını taramakta veya çoğu zaman müftülere müracaat etmektedir. Bu sebeple muntazam ve kolay anlaşılır bir hukuk metni ihtiyacı doğmuştur.

Medeni Kanuna duyulan ihtiyacın ortaya çıkmasındaki diğer sebep ise, ilgili dönemde Ticaret Mahkemelerinin çıkan uyuşmazlıkları çözmekte yetersiz kalması, zimmiler ve yabancıların Şer’iyye Mahkemeleri’ne gitmek istememesidir.

Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye veya kısaca Mecelle, 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki Mecelle Cemiyet-i Osmaniyesi tarafından derlenen İslami özel hukuk (medeni hukuk) kuralları kodeksidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yarım yüzyılında şer’i mahkemelerde hukuki dayanak olarak kullanılmıştır. Bir giriş, 16 bölümden oluşmaktadır ve 1851 madde içerir.

Mecelle, kendi çağında 13 yüzyıllık İslami fıkıh geleneği üzerinde inşa edildiği halde, maddeler halinde düzenlenmiş analitik ve pozitif bir hukuk sistemi oluşturma çabasıdır. Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus tarafından 6. yüzyılda Konstantinopolis’te hazırlatılan (code civil) derlemesinden sonraki ilk örnek olması özelliğiyle İstanbul’u özel bir konuma kavuşturur. Batı ülkelerinin Medeni Kanun geleneği, Justinianus’un 6. yüzyılda hazırlattığı ilk düzenlemesine dayanır.

Mecelle, Tanzimat Fermanı ile açılan dönemin en önemli kanunu ve Osmanlı modernleşmesinin en önemli anıtlarından biridir. Bu anlamda modernleşme olarak adlandırılan istikametin aslında kökü Konstantinopolis’te, yani İstanbul’da olan bir sürecin ihyası olduğunu da gösterir.

Dünya tarihinin ilk Medeni Kanunlarından kabul edilen Mecelle’nin kapsamını içerdiği başlıklar ışığında incelemek gerekirse;

  1. Kitâbu’I-Büyû’: Alış-verişle alâkalı hükümler (md. 21-403),
  2. Kitâbu’l-İcâre: Kira ve hizmet akdi ile alâkalı hükümler (md. 404-611),
  3. Kitâbu’l-Kefâle: Kefalet ile alâkalı hükümler (md. 612-672),
  4. Kitâbu’l-Havâle: Havale ile alâkalı hükümler (md. 673-700),
  5. Kitâbü’r-Rehin ve Kitâbü’l-‘Vcdîa: Rehin ve vedîa ile alâkalı hükümler (md. 701-761),
  6. Kitâbü’l-Emânât: Emânet ile alâkalı hükümler (md. 762-832),
  7. Kitâbü’l-Hibe: Bağışlama ile alâkalı hükümler (md. 833-882),
  8. Kitâbü’l-Gasb ve’l-İtlâf: Başkasının malını gasbetmek veya telef etmekle alâkalı hükümler (md. 883-940),
  9. Kitâbu’l-Hacr vel-ikrâh ve’ş-Şufa: Tasarrufdan men, zorlama ve şuf a ile alâkalı hükümler (md. 941-1044),
  10. Kitâbü’ş-Şirkct: Ortaklıklaria alâkalı hükümler (md. 1045-1448),
  11. Kitâbü’l-Vekâle: Vekâletle alâkalı hükümler (md. 1449-1530),
  12. Kitâbü’s-Sulh vel-Ibrâ: Sulh ve ibra ile alâkalı hükümler (md. 1531-1571),
  13. Kitâbü’l-İkrâr: İkrâria ilgili alâkalı hükümler (md. 1572-1612),
  14. Kitâbü’d-Da’vâ: Dâva açma ve dâvaların görülmesi ile alâkalı hükümler (md. 1613-1675),
  15. Kitâbu’l-Beyyinât ve’t-Tahlîf: Deliller ve yeminle alâkalı hükümler (md. 1676-1783),
  16. Kitâbü’l-Kazâ: Hüküm verme ile alâkalı hükümler (md.1784-1851) içerir.

Arapça “çok büyük boy kitap” anlamına gelen mecelle, Fransızca “büyük kitap, hukuk ilkeleri derlemesi” anlamına gelen ‘codex’ sözcüğünün çevirisi olarak kullanılmıştır. Türk Medeni Kanunu’na ek olarak çıkarılan 864 sayılı Tatbikat Kanunu’nun 43. maddesiyle 4 Ekim 1926’da Mecelle yürürlükten kaldırılmıştır.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra Mecelle, halef devletlerinin çoğunda (hiçbir zaman yürürlükte olmayan Mısır hariç) kalıcı bir etki bırakmıştır. Mecelle, etkili, tutarlı ve yerinden edilmesi zor olduğu için çoğu yerde uzun süre devam etmiştir. Yürürlükte kalan ülkeler:

  • Türkiye’de 1926’ya kadar,
  • Arnavutluk’ta 1928’e kadar,
  • Lübnan’da 1932’ye kadar,
  • Suriye’de 1949’a kadar,
  • Irak’ta 1953’e kadar,
  • Kıbrıs’ta 1960’lara kadar,
  • Filistin Mandası ve daha sonra İsrail’de resmi olarak 1984’e kadar. Bununla birlikte mecelle, Ürdün ve Kuveyt’te de medeni hukukun temelini oluşturmaktadır.

Günümüzde mecelle, kimi hukukçular tarafından değersiz, orta çağ kalıntısı, ihtiyaçları karşılamaktan yoksun bir metin olarak değerlendirilirken, kimi hukukçular tarafından şaheser olarak nitelendirilmektedir. Buna karşın mecelle, her şeyden önce bir eser, mükemmellikleri olduğu kadar eksiklikleri de olan bir kanundur.

Günün şartları, ihtiyaçları ve kanun yapma teknikleri göz önünde tutulduğunda, naçizane kanaatimce mecelle, iyi hazırlanmış ve dönemin ihtiyaçlarına çözüm üreten bir kanun konumundadır.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makeleler

5 Yorum

    1. Osmanlı Devleti’nde Mecelle’nin hazırlamasının arkasında yatan sebepler, en genel ifade ile; mevcut yargısal tıkanıklıkların giderilmesi ile modernleşme konusunda bir adım atmak, fıkıh ile sentezlenen bir Osmanlı medeni kanunu oluşturmaktır.

  1. “İçtihad ile içtihad nakz olunmaz.” (16) hükmü hakkında yorumlarınızı öğrenebilir miyim?

    1. Sn. Bahadır Kocayürek;
      Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye 16. maddesinde yer alan “İçtihad ile içtihad nakz olunmaz.” hükmü ile içtihatların, aynı hususta farklı hükümler içermesi halinde dahi, birbirlerinin geçerliliklerine tesir etmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Daha farklı bir ifade ile hüküm vermeye yetkili kimselerin, yani günümüzde yargıçların ilgili konuda verdikleri hükümlerin, farklı yargıçlarca bozulamayacağı, değiştirilemeyeceği anlamını taşımaktadır.
      Günümüzde çok dereceli adliye teşkilatının uygulama alanı bulduğu hukuk sistemlerinde, söz konusu hükmün uygulama alanı bulamayacağı aşikardır. Nitekim uygulamada ilk derece mahkemelerince verilen hükümler, üst derece mahkemelerince denetlenmekte; şartların bulunması halinde değiştirilmekte yahut bozulmaktadır. Bu uygulama ise naçizane fikrimce hukuk sisteminin güvenilirliğini arttırmakta, mutlak adalete ulaşma hususunda önem arz etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Close