Diğer

Hukuk ve Felsefe

Hukuk ve felsefe disiplinlerinin ilişkisi

Hukuka yönelik felsefi düşüncenin, yani hukuk felsefesinin öneminin, günümüz hukuk eğitim ve uygulamasında beklenmedik yükselişinden söz edilmektedir. Hukuk fakültelerinde hukuk felsefesine ilişkin öğretim ve araştırmalar yapılmakta, bu konuda enstitüler kurulmakta, eskiler genişletilip bu hususta tamamlanmaktadır. Böylelikle her öğrencinin hukuk felsefesine ilişkin temel bilgiler edinme zorunluluğu öngörülmektedir. Sonuç olarak hukuk felsefesi ile ilgilenmek, hukukçular için bir lüks olmaktan çıkmakta, zorunluluk haline gelmekte, dolayısıyla da kamuda hukuk felsefesi problemlerine ilgi artmaktadır.

Hukuk, herşeyden önce söylemsel bir disiplindir. Şöyle ki, avukatlar ve hakimler, gerekçe ve anlamlar dünyasında yaşarlar. Yasaları ve içtihatları yorumlar, davranışları yönlendirmek amacıyla kurallar koyar ve akabinde belirli bir davaya nasıl aktarılacağına yoğunlaşırlar. Hakimler gerekçeli kararlar yazar, avukatlar hakimleri ikna edebilmek adına çeşitli argümanlar öne sürerler.

Kuşkusuz felsefe de hukuk gibi söylemsel bir disiplindir. İnsanın soru sorabilme yetisini esas alarak bilgiyi arama eylemidir. Mükemmele ulaşmayı amaçlar.

İngiliz felsefeci John Campbell felsefeyi ”Yavaş çekimde düşünmek.” olarak tanımlamaktadır. Hukuk uygulamasında avukatlığı esas aldığımızda ise, niteliği gereği özellikle sözlü savunma yapılırken olabildiğince hızlı ve pratik düşünmeyi gerektirmektedir. Buna karşın her iki disiplin de rasyonel ve mantıksal düşünmeyi gerektirmektedir.

Hukuki ve felsefi düşüncenin arasındaki fark aşikar olsa da, yeterince açık olan bir diğer husus ise benzerlikleridir. Felsefenin esas teşkil eden amaçlarından bilme ihtiyacını karşılama, mutlak adalete ulaşmada vazgeçilmez bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu da hukuk uygulamasında felsefi düşünceyi olmazsa olmaz hale getirmektedir.

Stanford’da bir felsefeci olan David Hills’in ünlü söylemine göre felsefe “çocukların aklına doğallıkla gelen sorulara, avukatlara doğallıkla gelen yöntemlerle cevap bulma yönündeki tuhaf girişimdir.  Bu açıdan, çocuklar genelde hukuki ve ahlaki yükümlülük, ceza hukukunda mazeret ve gerekçelendirme arasındaki farkları merak etmezken, avukat ve daha doğrusu hukukçular eder!

Tam da bu sebepten ötürü, filozofların hukukçulara fazlasıyla tanıdık gelen yöntemleri hukuk uygulamasında gayet doğal biçimde devreye girmektedir ve kuşkusuz, hukukun öğretildiği ve uygulandığı her yerde bu şekilde olmaya devam edecektir.

Kaynakça
Etiketler
Tamamını Gör

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Close